

Türkiye'de çiftçilik yapan nüfusun giderek yaşlanması ve gençlerin tarımdan uzaklaşması, gıda krizinin kapıda olduğunu gösteriyor. İzmir genelinde birçok tarım arazisi, tarla ve çiftlik satışa sunulurken, genç nüfusun tarımdan kopması büyük bir endişe kaynağı oldu. Ülkedeki tarımla uğraşan kişilerin yaklaşık yüzde 35'inin 65 yaş üstü, yine yüzde 35'inin ise 50-64 yaş arasında olması dikkat çekiyor. Sadece yüzde 5'inin 18-32 yaş aralığında yer alması, tarımın geleceği açısından bir risk oluşturuyor.
Sahibinden Satılık Çiftlikler!
İzmir'in tarım arazilerine ev sahipliği yapan Bergama, Kemalpaşa, Menderes, Seferihisar, Ödemiş, Bayındır, Menemen, Dikili, Buca, Tire, Karaburun, Foça, Torbalı, Güzelbahçe, Urla, Aliağa, Beydağ, Çeşme ve Kınık gibi ilçelerde çok sayıda tarım arazisi ve çiftlik; fiyatları 400 bin ile 200 milyon lira arasında değişerek satışa çıkarıldı.
“Domates Ekecek Çiftçi Bulamayacağız”
Yaklaşan gıda krizi hakkında uyarılarda bulunan Ziraat Yüksek Mühendisi Ferdan Çiftçi, Türkiye'de çiftçilerin yaş ortalamasının 2024 itibarıyla 59'a çıkacağını ve gençlerin tarıma yönelik ilgisinin azaldığını hatırlattı. Küçük üreticilerin desteklenmesi gerektiğine vurgu yapan Çiftçi, “Tarımda üretici yaşı 55'ten 60'lara tırmanmış durumda. Genç çiftçiler topraktan uzaklaşıyor. Bu durumun ekonomik ve sosyal nedenleri var. Çiftçiler ne kadar dayanacak? Zarar eden küçük esnafın dükkan kapatması gibi, benzer bir durum çiftçilikte de gerçekleşebilir. Böyle devam ederse yakında domates ekecek çiftçi bulamayacağız. Üretimin durmamasının arkasındaki sebep, çiftçilerin toprakla güçlü bir bağ kurmuş olmasıdır. Geleneksel yöntemlerle o topraklardan ihtiyaçlarının bir kısmını karşılıyorlar. Dışardan yatırım yapan büyük üreticiler zarar gördüklerinde bu işi bırakıyorlar. Burada asıl dayanıklı olan küçük üreticidir. Bu nedenle, küçük üreticinin değerini bilmeli ve desteklemeliyiz.” diye belirtti.
Üretim Yapmak Büyük Cesaret
Küresel iklim değişikliğinin tarıma etkilerini ele alan Çiftçi, “Küresel iklim değişikliği bizi ciddi sıkıntılara sokuyor. Kuraklık, yağış eksikliği ya da zamansız aşırı yağışlar üretime olumsuz yansıyor. Bazı bölgelerde çiftçilere ürün ekmemeleri veya su verilmemesi gerektiği yönünde mesajlar ulaştırıldı. Bu da tarımda plansızlık sergilediğimizi gözler önüne seriyor. Hızla toparlanmamız gerekli. Çiftçilere sağlanan destek yetersiz. Ciddi bir enflasyonla karşı karşıyayız. Açıkçası bu koşullarda üretim yapmak büyük bir cesaret. Öncelikle üreticilerimize teşekkür etmek istiyorum. Zorluklara rağmen üretimlerini sürdürüyorlar.” şeklinde konuştu.
Tarımda Neler Yapılmalı?
Tarımsal kalkınma için planlı üretimin gerekliliğine dikkat çeken Çiftçi, “Tablonun karanlık görünmesine rağmen yapabileceğimiz pek çok şey var. Öncelikle tarım topraklarımıza sahip çıkmalıyız. Temiz su kaynaklarımıza da özen göstermeliyiz. Suyu doğru ve verimli kullanmak zorundayız. Su varlığımıza uygun bir tarımsal üretim planlamasına ihtiyaç duyuyoruz. Bu topraklar, tarımsal üretimin başladığı ve yapıldığı 10 bin yıllık zengin bir geçmişe sahip. Kendi genetik kaynaklarımıza sahip çıkmak bir zorunluluktur. Bu süreçte kamuoyunun destek rolü de kritik öneme sahiptir. Desteklerin doğru, nitelikli, zamanında ve yeterli miktarda sağlanması şarttır. Ayrıca, kooperatiflerin bu sistem içindeki rolünü artırmalıyız.” diye ekledi.



