reklam
reklam
DOLAR43,1455% 0.23
EURO50,2815% 0.03
STERLIN57,9067% -0.11
FRANG53,9651% 0.22
ALTIN6.210,03% 0,25
BITCOIN90.573,480.68
reklam

Türkiye'de Gazeteci Cinayetleri: Demokrasiye Darbe ve Diyaloglu Saldırılar

Yayınlanma Tarihi : Google News
Türkiye'de Gazeteci Cinayetleri: Demokrasiye Darbe ve Diyaloglu Saldırılar
reklam

Birçok yönüyle hala aydınlatılmayan bu cinayetler sonucunda yaşamını yitiren gazeteciler, meslek yaşamları boyunca demokrasiyi, bir arada yaşam kültürünü, özgürlükleri ve toplumun farklı kesimleri arasında diyaloğu savunan değerli isimler arasında yer aldı. Sıkılan kurşunlar ve yerleştirilen bombalar, çok sayıda insanı hayattan koparırken, Türkiye’nin özgür geleceğine dair umutları da hedef aldı. Devletin cinayetleri aydınlatma konusundaki isteksiz tutumu, “duvarı yıkacak tuğla”nın dokunulmazlığını artırırken, “Bu ülkede güvercinlere zarar gelmeyeceğini” uman milyonlarca yurttaşın adalete güveni hala sağlanmış değil…

Gazeteci Cinayetleri

SABAHATTİN ALİ – 1948: Türk edebiyatının önemli isimlerinden sosyalist yazar ve gazeteci Sabahattin Ali, yasal yollarla pasaport alamadığı için Bulgaristan’a kaçarak gitmeye çalışırken, silah çalmak suçundan TSK’dan ihraç edilen eski bir subay olan Ali Ertekin tarafından öldürüldü. Ertekin, Kırklareli Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede, Sabahattin Ali’nin, sınırı aştıktan sonra Bulgaristan ve Rusya’da faaliyet göstererek Türkiye’de komünist bir ihtilal gerçekleştireceğini belirttiğini ifade etti.

Sabahattin Ali

ABDİ İPEKÇİ – 1979: “Durum” başlıklı köşesinde demokrasi, insan hakları ve diyalog çağrılarına sıkça yer veren Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İpekçi, Ülkü Ocakları üyesi Oral Çelik ve daha sonra gerçekleştirdiği Papa suikastıyla uluslararası tanınan Mehmet Ali Ağca tarafından evine dönerken açılan çapraz ateşle yaşamını yitirdi. Ağca, yakalandıktan sonra müebbet hapis cezası aldı ama İstanbul’da altı ay hapis yattıktan sonra bir subayın yardımıyla firar etmeyi başardı. 70'lerin şiddetli ikliminde gerçekleşen ve hala tam olarak aydınlatılamayan suikast, İpekçi ile bir arada yaşam kültürü ve eksiksiz bir demokrasi talebini hedef aldı.

Abdi İpekçi

ÜMİT KAFTANCIOĞLU – 1980: Yazar, derlemeci ve radyo programcısı Kaftancıoğlu, 11 Nisan 1980 tarihinde evinden işe gitmek için dışarı çıkarken silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Kaftancıoğlu hastanede hayatını kaybetti. Suikast zanlısı olarak tutuklanan Ahmet Mustafa Kıvılcım, Kaftancıoğlu’nu “solcu olduğu için” öldürdüğünü söyledi. Cinayet emrini İstanbul Ülkücü Gençlik Derneği Başkanı Hasan Küçük’ten aldığını itiraf eden Kıvılcım, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı ama cezası Askeri Yargıtay tarafından bozuldu ve 4 yıl sonra serbest bırakıldı!

Ümit Kaftancıoğlu

ÇETİN EMEÇ – 1990: Hürriyet Gazetesi Genel Koordinatörü Emeç, 7 Mart 1990’da işine gitmek üzere İstanbul Suadiye’deki evinden çıktığında, şoförü Sinan Ercan ile birlikte öldürüldü. Suikasttan sorumlu tutulan İslami Hareket Örgütü’nün “İcra Şurası” üyesi İrfan Çağrıcı, “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye kalkışmak” suçundan idam cezası aldı, 4 sanık ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Çağrıcı’nın cezası, “AB Uyum Yasaları” kapsamında idam cezasının kaldırılması sonrası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi.

Çetin Emeç

TURAN DURSUN – 1990: Eski imam ve müftü sonra gazeteci, araştırmacı ve yazar olan Turan Dursun, özellikle İslami camiada büyük tepkiye yol açan “Din Bu: Tabu Can Çekişiyor” adlı kitabı nedeniyle uzun süre tehdit altında kaldı ve İstanbul’da evinden işine giderken düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Hz. Muhammed ve İslam dinine hakaret ettiği öne sürülen Dursun’un cinayeti nedeniyle yakalanan İslamî Hareket örgütü üyelerinden İrfan Çağrıcı, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tetikçi Muzaffer Dalmaz ise halen yurt dışında firarda.

Turan Dursun

UĞUR MUMCU – 1993: Yakın tarihin en ses getiren suikastlerinden biri olan Mumcu, evinin önünde park halindeki aracına yerleştirilen bomba ile katledildi. Bu olay, Türkiye’nin demokrat kesiminde büyük bir şok yarattı. Derin Devlet’in yasa dışı eylemleri, yolsuzluklar, insan hakları ihlalleri ve terör-istihbarat bağlantılarına cesurca dikkat çeken Mumcu’nun katlini İslami Hareket Cephesi, İBDA-C ve Hizbullah örgütleri üstlendi. Dönemin hükümeti, katillerin yakalanmasını ‘namus borcu’ olarak gördüğünü söylese de cinayet tam olarak aydınlatılamadı.

Uğur Mumcu

METİN GÖKTEPE – 1996: 8 Ocak günü, cezaevinde öldürülen iki tutuklunun cenazelerini takip ederken gözaltına alınan ve ağır darbelerle hayatını kaybeden Evrensel Gazetesi muhabiri Göktepe, 90’ların karanlığında kaybedilen en önemli isimlerden biri oldu. Dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan, Göktepe’nin duvardan düşerek öldüğünü iddia etti; ancak 4 yıl süren davada, olaya karışan 11 memurdan altısı hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Kamuoyunda bilinen “Rahşan affı” ile şartlı tahliyeden yararlanan polisler, toplamda yalnızca 1 yıl 8 ay hapis yattı. Göktepe, geçmişte gözaltında öldürülen gazeteciler arasında katillerinin mahkemede suçlu bulunduğu ilk gazeteci oldu.

Metin Göktepe

HIRANT DİNK – 2007: Ermeni ve sosyalist bir gazeteci olarak hayatını sürdüren Dink, Türk-Ermeni ilişkilerinde diyaloğu, sınırların açılmasını ve geçmişle onurlu bir yüzleşmeyi savunduğu yazılarının ardından katledildi. Hukuksal yollarla yapılan davalar ve yazılarındaki ifadelerin cımbızlanarak oluşturulan asılsız iddialarla yıldırılmaya çalışıldı. Dink, 19 Ocak’ta Şişli’deki Agos binası yakınında 17 yaşındaki Ogün Samast tarafından düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Samast’ın, emniyette Türk Bayraklı poz vererek yakalanması, kamuoyunda derin bir yara açtı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada, suikastın ‘FETÖ’nün hedefleri doğrultusunda işlendiğine karar verildi. 15 Kasım 2023 tarihinde Dink’in katili Ogün Samast tahliye edildi.

reklam

YORUM YAP