reklam
reklam
DOLAR43,1388% 0.21
EURO50,2459% -0.08
STERLIN57,9216% -0.16
FRANG53,8831% 0.06
ALTIN6.251,35% 0,91
BITCOIN90.797,110.144
reklam

Asgari Yaşamlar: Gazeteciler Geçinemiyor!

Yayınlanma Tarihi : Google News
Asgari Yaşamlar: Gazeteciler Geçinemiyor!
reklam

Türkiye'de çalışan gazeteciler, mesleki zorluklarını ve mücadelelerini gündeme taşıyor.

Asgari ücrete ve asgari ücretin altında maaşlarla çalışan pek çok gazeteci alternatif meslek alanlarına yönelmek zorunda kalırken, basın özgürlüğü ve gazetecilik mesleğinin geleceği tehlike altında kalıyor.

Bugün, pek çok gazeteci hem ekonomik hem de siyasi baskılar sebebiyle kendi mesleklerinde sürdürülebilir bir gelecek kurmakta zorlanıyor. Düşük maaşlar, artan iş yükü ile haber yapma imkânlarının daralması, gazetecilerin en başta gelen problemleri arasında yer alıyor.

Asgari Ücret Açlık Sınırının Altında Kaldı

2026 yılı için belirlenen asgari ücret 28 bin 75 lira oldu. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (TÜRK-İŞ) son açıkladığı verilere göre; açlık sınırı 30 bin 143 liraya yükseldi.

Yoksulluk sınırı olan gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam maliyeti 98 bin 188 lira oldu.

Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti aylık 39 bin 123 liraya yükseldi.

Ekonomik sıkıntılar, siyasi baskılar ve iş güvencesizliği gibi sorunlarla boğuşan gazeteciler, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde yaşadıkları sorunları {siteDomain}’ye anlattı.

Gazeteciler

“Cazip Görünen Mesleğin Mutfakında Ödenemeyen Kiralar ve İşsizlik Korkusu Var”

Meslek hayatına editörlük ile başlayan gazeteci B.B, sektörün sorunlarını şu ifadelerle gözler önüne serdi:

En temel sorunumuz ekonomik güvencesizlik. Birçoğumuz asgari ücret sınırında, hatta bazen altına düşen rakamlarla, sigortasız ya da eksik haklarla çalışıyoruz. Dışarıdan cazip görünen bu mesleğin mutfağında; ödenemeyen kiralar, biriken faturalar ve yarın işsiz kalma korkusu var. Bayram tatili, hafta sonu izni ya da mesai kavramı zaten hayatımızda neredeyse hiç yok. 7/24 telefonun ucunda, her an bir yere yetişme telaşıyla yaşıyoruz ama bu yoğun emeğin karşılığını maddi olarak alamıyoruz.”

“Mesleğin Tatmini Parayla Ölçülemez Kılıfı Haklarımıza Ket Vuruyor”

Düşük ücretlerle çalıştırılmanın sektörde bir kılıf haline geldiğini dile getiren gazeteci B.B, “Üstelik meslek büyüklerimiz ve işverenler tarafından sıkça dile getirilen 'bu meslek sevilmeden yapılmaz, tatmini parayla ölçülemez' söylemi, gazetecinin en temel hak taleplerine ket vurmak için kullanılan bir kılıfa dönüşmüş durumda” ifadelerini kullandı.

“Kendi Haklarımızın Peşine Düşmüyoruz”

Gazetecilerin kamu yararına çalışırken kendi hakları için örgütlenmemelerine değinen B.B. sözlerini şöyle noktaladı:

“Bu noktada asıl sitemim ise biz meslektaşlarıma. Başkalarının hakkını, hukukunu savunup kamu yararı gözetirken; kendi haklarımızın peşine düşmüyor, bir türlü örgütlenemiyoruz. Başkasının mağduriyetini haberleştirirken kendi mağduriyetimize sessiz kalıyoruz. İnsanca yaşayabileceğimiz bir maaş ve kalemimizi oynatırken kendimizi güvende hissedeceğimiz hukuki bir zemin istiyoruz.”

Gazeteciler

“Gazeteciliğin Kamu Yararıyla Yapılan Bir İş Olduğu Çoktan Unutuldu Mu?”

Yaklaşık 10 yıldır basın sektöründe çalışan gazeteci S.E. ise meslek hayatında yaşadığı zorlukları şöyle anlattı:

“Muhabirlik, editörlük, köşe yazarlığı yaptım. Sürekli sahada oldum. Dosya haberler yazıp yayımladım. Şu an editör olarak çalışıyorum. Ama editörlüğe başlayana kadar sürekli sahadaydım. Bizim mesleğin kalbi sokakta atar. Gazeteciliği, sıradan insanın sıra dışı hikâyesi olarak tanımlıyorum. Prof. Dr. Çiler Dursun Hoca’nın çok sevdiğim bir gazetecilik tanımı var: “Gazetecilik hakikatin kimsesi olmak işidir” der. Mesleğimi icra ederken Çiler Hoca’nın bu sözü kulağıma küpe oldu hep. Yazacağım her özel haberde, dosya haberlerde bu ilkeyi esas aldım. Yoksa gazeteciliğin kamu yararına yapılan bir iş olduğu çoktan unutuldu mu?”

“Kurumlar Asgari Ücret Dayatıyor”

Sektördeki iş güvencesizliğinden ve düşük ücretlerden bahseden S.E., sözlerine şu ifadelerle devam etti:

“Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. 2018’de “Çalışan, Çalışamayan, Çalıştırılmayan Gazeteciler” diye bir yazı yazmıştım. İletişim fakültesinden mezun olmuşsunuz. İdealleriniz var. Bir gazetede ve televizyonda işe başlayabilirseniz biraz şanslınızdır ama şu an birçok meslektaşım işsiz. Sektörde 212 sayılı kanun kapsamında muhabir olarak işe başlayana kadar mesleği uzun bir süre gönüllü icra ettim. Sonra 212’den işe başladım, işsiz kaldım, çeşitli mecralara telifli olarak haber yazdım. Sonra meslekte editörlük hayatım başladı. Fakülteden mezun olalı 10 yıl olmuş… Akademik eğitimden sonra onca sertifika programına, eğitim seminerine katıl, durmadan kendini geliştirmeye çalış… Olması gereken de budur zaten. Ama 10 yıl… Az bir zaman değil… 10 yılda kurum değişikliğinde hep mi asgari ücretle çalışmaya başlarsın… Hiç mi ücretler değişmez! Maaşlar artmaz ama değişmiyor işte. Kurumlar, beğenirsen gel çalış, beğenmezsen gelme kabilinden gazeteciye asgari ücret dayatıyor… Ya tamamen işsiz kalacaksın ya da asgari ücrete talim edeceksin. Derdim büyük paralar değil. Öyle olsa ticaret yapar ya da devlet dairelerinde ihale kovalardım, diplomamı başka başka kurumlarda kullanırdım.”

Gazeteciler

“Artık Yıkılsın Asgari Ücret Duvarı”

Fikir işçisi olduğunu, kamu yararına bir hizmet ürettiğini dile getiren gazeteci S.E, “Bakın, bugün bekâr bir kişinin yaşama maliyeti 39 bin lira sınırında. Ben ve benim gibiler hâlâ asgari ücrete talim ediyor… Yaşamımızı nasıl idame ettirelim? Gazeteciler nasıl aile kuracak? Nasıl evlenecek? Sevgilim var. Evlenmeyi düşünüyoruz. Bu şartlarda para biriktirmek kolay mı? Artık yıkılsın asgari ücret duvarı. Kalifiye iş yapıyorum. Yazdığım bir haberde değil maddi bir hata yapmak, bir harf yanlışına bile tahammül edemem. Mesleği titizlikle yapmaya çabalayan gazetecilerdenim. Emeğimin, alın terimin hakkını istiyorum ben” ifadelerini kullandı.

reklam

YORUM YAP