reklam
reklam
DOLAR43,2814% 0.23
EURO50,2742% 0.05
STERLIN58,0220% 0.17
FRANG53,9938% 0.46
ALTIN6.410,80% 0,25
BITCOIN95.426,37-1.713
reklam

Eşitsizlik ve Piyasalaşma: Eğitimde Karne Yine Kırıklarla Dolu!

Yayınlanma Tarihi : Google News
Eşitsizlik ve Piyasalaşma: Eğitimde Karne Yine Kırıklarla Dolu!
reklam

Eğitim Sen, 2025-2026 eğitim öğretim yılının birinci dönemine dair değerlendirmelerini içeren raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, bu dönemde eğitimde fırsat eşitliği anlayışının ciddi şekilde zarar gördüğü, beslenme, temiz su ve güvenli okul gibi temel eğitim haklarının da ihlal edildiği vurgulandı.

Eşitsiz Sistem, Piyasa İdeolojisi!

Rapor, Türkiye’de toplumun ağır bir ekonomik ve sosyal kuşatma içinde bulunduğunu ve eğitimin kamusal bir hak olmaktan hızla uzaklaştığını ifade ediyor. “…2025–2026 eğitim öğretim yılı birinci dönemi, öğrenci sayısı 18 milyona yaklaşan, 1,2 milyona yakın öğretmenin görev yaptığı eğitim sisteminin eşitsizlik, piyasalaşma ve ideolojik müdahalelerle yönetildiği bir dönem olmuştur” denildi.

Eğitimde Eşitsizlik

MEB’e Sert Eleştiri!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu dönemdeki uygulamalarını eşitlikçi ve kapsayıcı olmaktan uzak bulan raporda, “MEB'in uygulamaları, eğitimi eşitleyici bir kamu hizmeti olarak değil; iktidarın ideolojik, piyasacı ve tasarruf odaklı tercihleri doğrultusunda şekillenen bir alan olarak değerlendirilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

Eğitimdeki Kriz Yapısal!

Milyonlarca öğrencinin derinleşen yoksulluk, güvensiz okul koşulları, eşitsiz erişim ve bilimsel temelden koparılmış bir müfredat içinde eğitim alma mücadelesi verdiği belirtilen raporda, bu durumun bireysel aksaklıkların değil; bilinçli siyasal tercihlerin sonucu olan yapısal bir eğitim krizi olduğuna dikkat çekildi.

Eğitim Krizi

Eğitim Ücretsiz Değil!

Anayasal bir hak olarak tanımlanan parasız eğitim ilkesi fiilen yok olmuş durumda. Temizlik, güvenlik ve diğer temel ihtiyaçlar ailelerin bütçeleriyle karşılanıyor. Velilerden “bağış”, “aidat” ve “kayıt parası” gibi isimlerle ücret talep edilmektedir; bu da aileler için büyük bir yük oluşturuyor.

• 2025-2026 yılı başında bir öğrencinin okula başlama maliyeti, servis dahil yaklaşık 65 bin TL'ye ulaştı. Kırtasiye fiyatları bir yılda yüzde 60 artarken, kırtasiye ve giyim harcamaları asgari ücretin yüzde 85-98’ine denk gelmektedir.

• Özel okullardaki fiyatlar ise denetimsizlik nedeniyle fahiş miktarda artış göstermiştir.

• Eğitim, açık bir soygun düzenine dönüşmüş; kamusal bir hak olmaktan çıkarak, ailelerin alım gücüne göre erişilebilen bir ayrıcalığa indirilmiştir.

Eğitim Ücretleri

Okula Erişim Geriledi!

Milli Eğitim Bakanlığı istatistikleri, zorunlu eğitime rağmen okula erişimde ciddi bir gerileme olduğunu göstermektedir. Ortaokul ve lise düzeyindeki düşük oranlar, çocuk işçiliğinin arttığını işaret ediyor. Burslu öğrenci sayısındaki azalma da durumu daha da kötüleştiriyor.

• Eğitim sistemi dışındaki çocuk sayısı 611.612.

• İlkokulda net okullaşma oranı yüzde 95,43, ortaokulda yüzde 89,09, ortaöğretimde ise yüzde 82,85.

• Burslu öğrenci sayısı 355.126'dan 344.770'e düştü.

İmam Hatip Liseleri

“İmam Hatip Liseleri Arttı!”

Toplumsal talep azalmasına rağmen, 2002-2003 döneminde 450 olan İmam Hatip Lisesi sayısı, 2024-2025 itibarıyla %284'lük artışla binli rakamların üzerine çıktı. Bu durum, eğitimin kamusal ihtiyaçlara göre değil, ideolojik tercihlere göre planlandığını göstermekte.

• Sınav odaklı sistemin yarattığı baskılar, “hayalet sınıf” uygulamalarını yaygınlaştırarak, fiilen öğrencisi olmayan sınıflar üzerinden eğitim istatistiklerini çarpıtmaktadır.

• Bakanlığın 'denetleniyor' açıklamalarına rağmen bu uygulamalar devam etmektedir.

Okul Yemekleri

“Beslenme, Temiz Su, Güvenli Okul…”

Devasa yatırımlar ve vergi afları için kaynak yaratacak olan hükümet, okullarda ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlayamamıştır. Ücretsiz yemeğin uygulanmaması, yoksul öğrencileri cemaat ve vakıfların eline bırakmakta, bu da yoksulluk döngüsünü ve istismar olasılığını artırmaktadır.

reklam

YORUM YAP