

Türkiye Komünist Partisi (TKP), belediyeye ait ya da kamulaştırma yoluyla kamu mülkiyetine geçmiş alanların imar düzenlemeleri ile özel şirketlere devredilmeye hazırlandığını öne sürdü. Bu süreçte sosyal güvenlik kurumu borçları, kamulaştırma yükleri ve mülk sahiplerinin beklentilerinin gerekçe gösterildiği belirtildi. Özellikle İnciraltı ve Basmane Çukuru konularında AKP'li isimlerle ve merkezi idareyle yürütülen görüşmelere dikkat çekildi.
Açıklamada, eski Buca Cezaevi alanının park olarak değerlendirilmesi için verilen kararın geri çekilerek çok katlı yapılaşmaya geçildiği, İnciraltı'nda ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte yapılaşmanın önünün açıldığı iddia edildi. Basmane Çukuru'nda ise belediyeye ait bir alanın hukuki ve etik sorunlar eşliğinde özel bir şirkete devredildiği ifade edildi.
TKP, İzmir’in asıl sorunlarının çöp, trafik, içme suyu krizi, yüksek su faturaları, Körfez’de kirlilik, hava kirliliği ve kamusal varlıkların özelleştirilmesi olduğunu vurguladı. Yeşil alan ihtiyacının göz ardı edildiği, kamu mülkiyetinin özel sektöre devredildiği ve bunun İzmir halkının çıkarlarına aykırı olduğu öne sürüldü.
Yapılan açıklamanın tamamı ise şöyle:
İzmir'in Talanı için AKP'ye Gerek Yok…
CHP Yetiyor!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, yaklaşık bir yıl önce “İzmir'in uzun yıllardır bekleyen sorunlarını çözeceğiz” demişti. Sorunları net bir şekilde dile getirmemiş olsa da, zaman içinde Tugay'ın neleri sorun olarak gördüğü açığa çıkmış durumda.
Basmane Çukuru'nda gökdelen yapılamaması, Cemil Tugay için bir sorun.
İnciraltı'nda tarım alanı niteliğindeki bölgede inşaat yapılamaması da sorun olarak görülüyor.
Eski Buca Cezaevi alanında konut sitelerinin yapılamaması ayrı birproblem.
Belediye mülkiyetinde arsa olması da sorun olarak değerlendiriliyor.
Cemil Tugay’ın ve CHP'nin İzmir'de tanımladığı sorunlar bunlar olunca, doğal olarak “çözüm”leri de bu sorunlara yönelik gelişiyor.
Yıllar boyunca kamulaştırmalarla elde edilmiş veya Hazine tarafından belediyeye devredilmiş alanlar, imar planı değişiklikleri ile özel şirketlere satılması için uygun hale getirildi. Bu durumun gerekçesi olarak SGK borçları öne sürüldü.
Eski Buca Cezaevi alanının, halkın hizmetine sunulacak bir park olması yönündeki karar iptal edildi ve alan üzerinde yüksek katlı binaların inşası için proje hazırlandı. Gerekçe, kamulaştırma yükleri oldu.
İnciraltı için ise AKP'li milletvekilleri ile Ankara’da birçok görüşme yapıldı. Sonunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından İnciraltı’nda yapılaşma için kapılar açıldı. Buradaki gerekçe, mülk sahiplerinin beklentileriydi.
Basmane Çukuru’nda ise yine AKP'nin kapısı çalındı ve patron örgütlerinin talepleri toplandı. Mevzuata ve etik değerlerle bağdaşmayan bir biçimde, belediyenin mülkiyetindeki bir alan özel bir şirkete devredildi. Şu an TMSF ile bir protokol imzalanması gündemde.
Sorun tespiti, bakış açısına bağlıdır.
Patron gibi bakıldığında sorun da öyle görünür ve çözümleri de bu şekilde bulunur.
Patronun bulduğu çözüm, çoğunluğun hakkının azınlık tarafından el konulmasıdır.
Tugay'ın yaptığı da budur. İzmir halkının malını, halkın ihtiyacı olan alanları, bir avuç zenginin hizmetine sunmaktadır.
Oysa İzmir halkının sorunları çok daha farklıdır.
İzmir'in büyük bir çöp sorunu vardır.
İzmir'in devasa bir trafik sorunu vardır.
İçme suyu krizi, plansızlık nedeniyle ne kadar süreceği belirsiz bir süreçtir ve buna ek olarak İzmir'de su bedeli, Türkiye'de en yüksek olanıdır.
İzmir Körfezi’nde yüz binlerce balığın ölümüne neden olan kirlilik problemi söz konusudur.
İzmir’in insan sağlığını tehdit eden bir hava sorunu vardır.
İzmir halkının, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ödediği vergilerle alınan kamu arazilerinin özelleştirilmesi durumu da büyük bir endişe kaynağıdır.
Eski Buca Cezaevi alanının, Buca'da bir yeşil alan olarak yeniden düzenlenmemesi ve alanın ticaret ve konut alanına dönüştürülmesi ısrarı da bir sorun oluşturmaktadır.
İnciraltı'nda, yıllardır süregelen kaçak yapılaşmaya göz yumulması ve bu yapıların alanın doğal yapısını bozması durumu endişe vericidir. Kenti yeşillendiren alanların betonlaşması söz konusudur.
Basmane Çukuru’nda sorun, belediye mülkiyetinin meşru olmayan bir şekilde patronlara devredilmesidir.
Bu durum, Basmane Çukuru alanının tamamen belediyeye ait olması gerçeğinin örtülmesi, bu amaçla bilirkişi raporunun İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden feragat edilmesiyle sonuçlanmaktadır.
Sorunun, bilirkişi raporu İzmir Büyükşehir Belediyesi lehineyken, davadan çekilerek bir avuç zenginin çıkarlarını korumak için yapılmasıdır.
Sorun, İzmir sermayesiyle iyi ilişkiler geliştirmek isteyen Tugay ve CHP'nin halkın mülkünü sermayeye devretmesidir.
Açıkça görülmektedir ki, İzmir'in yağmalanması için CHP yeterlidir, AKP'ye artık gerek yoktur!
Fakat hem CHP hem de AKP bilmelidir ki…
Toplum önünde kavga ediyormuş gibi görünseler de, kapalı kapılar ardında işbirliği yapıp halkın kaynaklarına göz dikiyorlar. İnsanca yaşam hakkını elinden aldığınız ve yoksulluğa sürüklediğiniz halk,şüphesiz ki sizden hesap soracaktır.



