

İzmir'de Emek ve Demokrasi Güçleri, Kahramanmaraş merkezli 11 ilde büyük yıkıma neden olan 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yıl dönümünde 30 Ekim Deprem Anıtı önünde bir anma etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte, “Deprem değil cinayet… 3. yılında unutmuyoruz, unutturmuyoruz” yazılı pankart açılırken, katılımcılar “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok” ve “Deprem değil ihmal öldürür” sloganlarını attılar.
Etkinlikte KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hamdi Çalık, grup adına bir basın açıklaması yaptı.
Çalık, “Bu ülkede depremlerde yaşamını yitiren yurttaşların sayısı hiçbir zaman tam ve şeffaf bir şekilde açıklanmadı. AFAD ve resmi verilere göre 53 bin 537 kişi yaşamını yitirmiş, 107 bin 213 kişi yaralanmıştır. Afet sonrasında 2 milyondan fazla kişi barınma sorunu yaşamış ve en az 5 milyon kişi farklı bölgelere göç etmek zorunda kalmıştır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre ise depremler sonrasında 658 bin kişi geçim kaynaklarını kaybetmiştir. Ancak bu rakamlar gerçeğin yalnızca küçük bir kısmını yansıtmaktadır. Yıkımın gerçek boyutları bilinmese de, bu durumun rant düzeninin, denetimsizliğin, ihmallerin ve cezasızlığın sonucu olduğunu biliyoruz.” şeklinde konuştu.
“Deprem Bu Ülkede Sistemli Biçimde Kader ve Fıtrat Söylemleriyle Geçiştirilmiştir”
Türkiye nüfusunun %75,8’i, yani neredeyse her dört kişiden üçü, aktif fay hatları üzerinde yaşamaktadır. Ancak kentlerin merkezleri değiştirilmemiş; aynı fay hatları üzerinde depreme dayanıklı olmayan yapılar her seferinde yeniden inşa edilmiştir. Bu yaklaşım, benzer acıların sürekli olarak yaşanmasına sebep olmuştur. Her büyük depremden sonra benzer senaryolar yaşanmış; tek değişen felaketin yeri olmuştur. Deprem bu ülkede sistemli bir şekilde “kader” ve “fıtrat” söylemleriyle geçiştirilmiştir. Gerçek sorumlular korunmuş, açılan göstermelik davalarla sorumluluk birkaç müteahhide yüklenmiştir. İmar afları ile çürük yapılar yasallaştırılmış, kamu eliyle ölüm yeniden üretilmiştir. 21 yılda deprem vergisi olarak toplanan 40 milyar doların nerelere harcandığı ve kime aktarıldığı hâlâ açıklanmamıştır. Bilim insanlarının uyarıları göz ardı edilmiş, rant odaklı kentleşme teşvik edilmiştir. İmar aflarıyla çürük yapılar yasallaşmış ve denetim mekanizmaları işlevsizleştirilmiştir. Afet yönetimi, kamu yararı ve bilimsel esaslar temelinde değil, müteahhit düzeni üzerinden yürütülmüştür.
Geçen üç yıl, depremi yaşayan milyonlar için acının ve yoksunluğun derinleştiği bir dönem olmuştur. Depremin üçüncü yılında şehirlerin ne kadar yaşanabilir hale getirildiği ve göç etmek zorunda kalanların ne kadarının kentlerine dönebildiği belirsizdir. Deprem bölgelerinde yüz binlerce yurttaş hâlâ güvencesiz koşullarda yaşamaktadır. “Geçici” denilen konteyner kentler kalıcı hale gelmiş, bu alanlar insan onuruna aykırı yaşam koşullarıyla adeta bir toplama kampına dönüşmüştür. Kış koşullarıyla birlikte yaşanan elektrik ve su kesintileri, yaşamı dayanılmaz kılmaktadır. Evler ve yaşam alanları ile zeytinlikler kamulaştırılmış, müteahhitlere peşkeş çekmiş, güvenli barınma hakkı yok sayılmıştır.
“Talepler Açık ve Nettir”
Bütün bu gelişmeler doğrultusunda taleplerimiz açıktır. Tüm kamu binaları (okullar, hastaneler, yurtlar, adliyeler, hizmet binaları vb.) acilen bağımsız ve bilimsel ölçütlerle denetlenmeli; depreme dayanaksız olduğu tespit edilen yapılar derhal boşaltılmalı, güçlendirme ve yenileme işlemleri gecikmeksizin gerçekleştirilmelidir. Özellikle deprem riski taşıyan illerde, deprem risk raporları ve kontroller kamu tarafından yapılmalı ve tek evi olanlara güçlendirme teşviği sağlanmalıdır.
“Piyasaçı, Rantçı Yaklaşım Reddedilmelidir”
Güvenli barınma, güvenli çalışma ve yaşam hakkı herkes için güvence altına alınmalı, kalıcı ve ücretsiz barınma sağlanmalı; imar afları tamamen kaldırılmalıdır. Kamusal ve bilimsel denetim esas alınmalıdır.
Kentsel dönüşüm ile yeni rant projelerine kapı açan “rezerv alan”, “acele kamulaştırma” gibi uygulamalara son verilmeli; dönüşüm gerektiğinde kamu her açıdan sorumluluk üstlenmeli ve yerindelik esas olmalıdır.
Deprem vergileri, amacına uygun ve toplumsal yarar doğrultusunda kullanılmalıdır.
Bilim çevreleri ile emek ve meslek örgütlerinin katılımıyla kapsamlı ve bağlayıcı bir Deprem Kanunu hazırlanmalıdır. Afet yönetimi, meslek örgütleri, sendikalar ve yerel halkın katılımıyla demokratik biçimde yeniden yapılandırılmalıdır.
Basın açıklamasının ardından grup üyeleri, anıt önünde saygı duruşunda bulunarak hayatını kaybedenler anısına mum yaktılar.



