reklam
reklam
DOLAR43,8784% 0.07
EURO51,7655% 0.19
STERLIN59,3833% 0.26
FRANG56,7418% 0.13
ALTIN7.330,48% 0,70
BITCOIN66.811,435.357
reklam

İzmirli vatandaşlar çözüm sürecini değerlendirdi: Çarpıcı bulgular!

Yayınlanma Tarihi : Google News
İzmirli vatandaşlar çözüm sürecini değerlendirdi: Çarpıcı bulgular!
reklam

BAYETAV Akademi tarafından yayımlanan İzmir Barometresi’nin 6. sayısına eşlik eden Çözüm Süreci Özel Sayısı kamuoyuyla paylaşıldı.

Araştırma sonuçları, İzmir’de çözüm sürecine dair net bir toplumsal mutabakatın henüz oluşmadığını, buna karşın birlikte yaşama fikrine yönelik güçlü bir ortak zemin bulunduğunu gözler önüne serdi.

Bayetav Akademik Çalışmalar Koordinatörü Dr. Serkan Turgut, Kürt meselesinin yıllardır çözülemeyen yapısal bir sorun olarak devam ettiğini belirterek, özellikle muhalif kimliğiyle öne çıkan bir şehirde kamuoyunun konumlanışını anlamanın toplumsal barış tartışmaları açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.

DESTEK VE KARŞITLIK HEMEN HEMEN EŞİT

Barometre verileri, İzmir’de çözüm sürecine dair kamuoyunun neredeyse ikiye bölündüğünü ortaya koyuyor. Kentte toplam destek oranı yüzde 51 seviyesine ulaşırken, karşıtlık yüzde 49 düzeyinde kalıyor. Üç ay önce yapılan ölçümdeki destek oranının 7 puan artması dikkat çekici, ancak bu artış toplumun tüm kesimlerine eşit şekilde yayılmış bir mutabakata işaret etmiyor.

Bulgular, farklı siyasi bloklarda meydana gelen yeniden konumlanmaların belirleyici olduğunu gösteriyor.

Bu süreçteki en belirgin kırılma, siyasi tercihlerde kendini gösteriyor. Cumhur İttifakı seçmenlerinin büyük çoğunluğu bu süreci desteklerken, CHP seçmenlerinde karşıtlık baskın bir şekilde görülüyor.

DEM Parti seçmeninde destek oranı yüksek olsa da, önceki dönemlere göre bir gerileme kaydediliyor. Zafer Partisi seçmeninde ise karşıtlık oldukça yüksek seviyede ölçülüyor. Bu durum, çözüm sürecinin yalnızca bir politika başlığı değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi konumlanma alanı olarak algılandığını gösteriyor.

SÜRECİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL GÜVEN SORUNU

Araştırmanın en kritik bulgularından biri, iktidarın süreçteki samimiyetine yönelik güvenin sınırlı kalması oldu. İzmir genelinde katılımcıların yalnızca yüzde 34’ü iktidarın çözüm sürecinde samimi olduğunu düşünürken, üçte iki bir kesim bu görüşe katılmıyor. Dikkat çekici şekilde güvensizlik yalnızca tek bir siyasi kimlikle sınırlı değil.

CHP ve DEM Parti seçmenleri arasında da yüksek düzeyde kuşku gözlemleniyor. Bulgular, sürece verilen desteğin aktörlerden bağımsız olmadığını açık bir şekilde ortaya koyuyor.

CHP YÜRÜTSEYDİ NE OLURDU?

“CHP yürütseydi ne olurdu?” sorusuna verilen yanıtlar, desteğin önemli ölçüde koşullu olduğunu göstermektedir. Mevcut durumda süreci güçlü bir şekilde destekleyen seçmen gruplarının, yürütücünün değişmesi halinde daha temkinli bir tutum sergilediği belirlenmiştir.

Benzer şekilde mevcut durumda mesafeli duran bazı seçmen gruplarında, aktör değiştiğinde desteğin arttığı görülmektedir. Bu bulgu, İzmir’de çözüm sürecinin ilkesel bir mutabakattan çok, aktör merkezli bir güven denklemine bağlı olarak algılandığını ortaya koymaktadır.

GÜNDELİK HAYATTA MESAFE SÜRÜYOR

“Kürt meselesinin çözümünde güvenlikten önce hak ve özgürlükler gelmeli.” ifadesine İzmir genelinde güçlü bir destek verilmektedir. Ancak yaş grupları arasında dikkat çekici bir farklılaşma gözlemleniyor. Gençlerde güvenlik kaygısı daha belirgin görünürken, ileri yaş gruplarında hak temelli bir yaklaşım daha yaygın bir şekilde benimseniyor.

Devletin Kürt vatandaşlara eşit davrandığı görüşü İzmir genelinde çoğunluk tarafından benimseniyor, ancak etnik dağılım bu algının homojen olmadığını ortaya koyuyor. Kürt katılımcılar arasında eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı belirgin bir şekilde artış göstermektedir.

ORTAK GELECEK UMUDU GÜÇLÜ

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, tüm tartışmalı başlıklara rağmen birlikte yaşama fikrine yönelik güçlü bir mutabakat olduğu gözlemlenmiştir. “Farklı etnik kökenlerden vatandaşlar ortak bir gelecek vizyonunda bir araya gelebilir.” ifadesine İzmir genelinde yüzde 65 oranında destek verilmektedir. Bu oran, ideolojik sınırların en az sertleştiği başlık olarak öne çıkmakta ve toplumda barış fikrine yönelik potansiyelin sürdüğünü göstermektedir.

reklam

YORUM YAP