

Büşra ÇETİNKAYA / İZ GAZETE – Savaş, göç ve yoksulluğun en ağır yükünü taşıyan kadınların hikâyeleri, mücadelenin en görünür yüzlerinden birini oluşturuyor.
Türkiye’ye sığınan Suriyeli kadınlar için yaşam, yalnızca savaşın yarattığı travmalarla değil; güvencesiz çalışma, yoksulluk, ayrımcılıkla şekilleniyor.
Mülteci kadınların emekleri görünmez kılınırken, şiddet ve istismar riskine de daha açık hale geliyorlar.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde, mülteci kadınların karşı karşıya kaldığı sorunları, yaşam mücadelelerini konuştuğumuz isimlerden biri 23 yaşındaki Suriyeli Emira oldu.
23 YAŞINDA, ÜÇ ÇOCUĞUYLA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR
İzmir’in tarihî çarşılarından Kemeraltı Çarşısı’nda üç çocuğuyla birlikte yaşam mücadelesi veren Suriyeli Emira’nın hikâyesi bu gerçekliğin somut bir örneği.
Savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan, eşi tarafından terk edildikten sonra çocuklarını tek başına büyütmeye çalışan genç kadın, sokaklardan topladığı atıkları satarak hayatta kalmaya çalışıyor.
Bir akşam vakti Kemeraltı'nın girişinde hurda malzeme topladığı el arabasının yanında bir köşede çocuklarıyla otururken rastladığımız Emira'nın ilk olarak gözündeki morluk dikkat çekiyor.
23 yaşındaki kadın o morluğu, “Geçen gün evimize hırsız girdi. Şiddet gördüm. Gözüme yumruk attı. Kira paramı, alın teriyle kazandığım paramı alıp kaçtı” diye anlatıyor.

“EŞİM TERK ETTİ, ÇOCUKLARIMLA ORTADA KALDIM”
Emira'nın üç çocuğu olduğunu öğreniyoruz. Ali altı, Mecit yedi yaşında. Emira, “Mecit okula gidiyordu. Nedense öğrenciliği sonlandırıldı” diyor. Ali ile Mecit, sokakta mendil satıyor şimdi. Üçüncü çocuğun yaşı ise daha küçük.
Çat pat bildiği Türkçesiyle konuşan Emira, eşinin bir süre önce kendilerini terk ettiğini söylüyor:
“Eşim başka bir kadın buldu, ‘Sizi istemiyorum’ dedi. Dört sene önce bizi terk ederek Suriye’ye gitti. İki sene önce de annem ve babam gitti Suriye’ye. Çocuklarımla bir başıma burada kaldım.”
Emira, İzmir'in göbeğinde tek başına yaşam mücadelesi veriyor. Eşinin bırakıp gitmesinin hem maddî hem de manevî olarak yaşamında büyük bir travma yarattığını belirten Emira, çocukları için hayata tutunduğunu vurguluyor.
“KAZANDIĞIM AYLIK 10 BİN LİRAYI BİLE BULMUYOR”
“Eşim bırakıp gidince ortada kaldık. Üç çocuk, ne yer ne içer! Yemeye ekmek bulamadık” diyerek yaşadığı çaresizliği anlatan Emira, çocuklarının karnı doysun diye Kemeraltı çevresinde, sokaklarda atık karton, plastik toplamaya başladığını aktarıyor.
Konak'ta bir gecekonduda yaşayan Emira, günde ancak 300-400 lira kazanabildiğini belirterek, “Kazandığım ayda 10 bin lirayı bile bulmuyor. Herhangi bir kurumdan aldığım yardım filan yok. Evimin kirası 7 bin lira. Elektrik, su faturası ödüyorum” diyor.
“TOK GEÇİRDİĞİMİZ GÜNLERİN SAYISI AZ”
Genç kadın, “Çalışmasam kim bakacak? Çocuklarımın karnı nasıl doyacak?” diye sitem ediyor. “Çalışmak ayıp değil!” diye söze devam eden Emira, şunları söylüyor:
“Sabahtan çocuklarımla birlikte kâğıt, karton, plastik toplamaya çıkıyorum. Akşam iftara, hava kararana kadar da sokaktayız. Bazen yemeğimiz oluyor bazen olmuyor. Tok geçirdiğimiz günlerin sayısı az. Hayatta kalmak çok zor ama çocuklarım için mücadele etmek zorundayım.”
“İŞ, EKMEK YOK; NASIL GİDEYİM”
Emira, Suriye'ye dönen annesinden orada şartların çok ağır olduğunu öğrenince Suriye'ye dönmek istemediğini anlatıyor:
“Suriye’ye dönmeyi düşündüm ama annem ‘Burada iş, yemek yok’ dedi. Savaş tamamen bitse, orada şartlar biraz düzelse çocuklarımla Suriye’ye döneceğim. Ama orada şimdi ekmek yok. Nasıl gideyim?”

SURİYE’DE NE OLMUŞTU?
Başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere emperyalist devletlerin Ortadoğu topraklarını işgaliyle Suriye'de başlayan iç savaş ve vekalet savaşlarının acı sonuçları devam ediyor.
Suriye'de 15 Mart 2011'de hızlanan çatışmalar nedeniyle binlerce insan hayatını kaybederken, milyonlarca Suriye yurttaşının sığındığı ülkelerden biri de Türkiye oldu.
Hey'et-i Tahrîrü'ş-Şâm (HTŞ) öncülüğünde ve Türkiye himayesindeki silahlı grupların da içinde yer aldığı “askerî koalisyonun” saldırısıyla Suriye'de 61 yıllık Baas rejimi, 8 Aralık 2024 tarihinde düştü. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve ailesi ülkeden ayrıldı.
ABD'nin arananlar listesinde daha önce başına 10 milyon dolar ödül koyduğu, eski El Kaide ve IŞİD üyesi; HTŞ'nin yöneticisi Ebu Muhammed el Golani (Ahmed el-Şara), Suriye'nin geçici cumhurbaşkanı oldu.
Bu süreçte, resmî kaynakların bildirdiğine göre, 8 Aralık 2024 tarihinden 8 Aralık 2025 tarihine kadar 578 bin göçmen Türkiye'den Suriye'ye döndü.



