

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2019 yılında “Ege Turizm Merkezi” vizyonuyla başlatılan ve Çeşme Yarımadası’nın yaklaşık yüzde 40’ını kapsayan devasa proje, yıllar süren hukuk mücadelesinin ardından yargı engelini aşamamıştı.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, projenin bölgedeki kısıtlı su kaynaklarını tüketeceği, nadir ekosistemi geri dönülemez şekilde tahrip edeceği ve anayasal bir hak olan kıyıların halka açık olması ilkesini zedeleyeceği gerekçeleriyle geçtiğimiz dönemde kesin iptal kararı vermişti.
Ancak sular durulmadı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, iptal edilen planın yerine yeni bir proje hazırlığı içinde olduğu iddia edildi.
Bu iddiayla birlikte AKP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ın, projenin revize edilerek 100 bin gence istihdam sağlayacağı ve turizmi 12 aya yayacağı yönündeki “destek olun” çağrısı, yeniden tartışmalara sebep oldu.
CHP İzmir Milletvekilleri Yüksel Taşkın, Seda Kaya Ösen ve Çeşme Yarımada Çevre Derneği Başkanı Dr. Ahmet Güler hem AKP’li İnan’ın sözlerine hem de ‘yeni proje’ iddiasına cevap verdi.
YÜKSEL TAŞKIN: “YEREL DEĞİL SERMAYE ODAKLI BİR PROJE”
Projenin ölçek ve yöntem açısından büyük hatalar barındırdığını dile getiren CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, İzmir için daha parçalı ve yerel bir yöntemin izlenmesi gerektiğini belirtti.
Mevcut projenin çok büyük ölçekli ve büyük firmalar eksenli bir planlama olduğunu vurgulayan Taşkın şunları söyledi: “Bu proje orta sınıfa veya daha düşük gelirlere hiçbir şekilde alan açmıyor. Çeşme Belediyesini, Büyükşehir Belediyesini ve yerel yönetimleri tamamen pas geçerek, Kültür ve Turizm Bakanlığı üzerinden ilerlemeye çalışıyorlar. Antalya’da gördüğümüz o çok büyük firmalar üzerinden oluşan turizm modelini Çeşme’ye uyarlamak istiyorlar. Buna karşı çevrecilerin, geçmiş ve şimdiki Büyükşehir Belediyemizin itirazları son derece haklıdır.”
“BAKAN, SEKTÖR DEVLERİNİN ÇIKARLARINI GÜTMEK İÇİN ORADA”
Taşkın, projenin arkasındaki asıl motivasyonun İzmir’in zenginleşmesi değil, “sermaye transferi” olduğunu savunuyor. Taşkın, Kültür ve Turizm Bakanlığının Danıştay kararına rağmen ısrarını şöyle açıklıyor:
“Bakanlığın bu projede bu kadar ısrarcı olmasının çok basit bir nedeni var: Sayın Bakan, sektörün en büyük devlerinden birinin sahibidir. Kültürle hiçbir ilgisi olmadığı halde orada tutulmasının tek nedeni bu 'akçeli mevzular' ve rant kapılarını birilerine açmaktır. Bu proje; Çeşme'yi, İzmirliyi, orta ve alt gelir grubunu dışlayan, İzmir'in güzelliğini halkın elinden alan bir modeldir. İzmir'in güzelliği nedir? Arabanıza biner, toplu taşımayla gidersiniz; Urla'da, Çeşme'de denizden faydalanırsınız. Onlar ise İzmirlinin giremeyeceği, sadece çok üst gelir grubuna hitap eden ve geliri İzmir'e değil birkaç gruba akacak bir 'yağma' planlıyorlar.”
AHMET GÜLER: “BETONLA İSTİHDAM YALANI”
Çeşme Yarımada Çevre Derneği Başkanı Dr. Ahmet Güler, AKP’li Eyyüp Kadir İnan’ın “100 bin istihdam” ve “12 ay turizm” vaatlerini gerçekçi bulmuyor. Güler, mevcut turizm tesislerinin bile ayakta kalmakta zorlandığını vurgulayarak şu uyarıyı yaptı:
“Yüzlerce otelin satılık olduğu, doluluk oranlarının düştüğü ve ciddi altyapı sorunlarının yaşandığı bir Çeşme gerçeği var. Bu tabloya rağmen milyonlarca metrekarelik yeni yapılaşma alanı yaratmayı 'turizm hamlesi' olarak sunmak akla ziyan bir tutumdur. Bu bir turizm projesi değil, açık bir rant ve imar projesidir. Danıştay bu projeyi 'kamu yararı yoktur' diyerek iptal etmiştir. Hukuku ve yargı kararlarını siyasi çağrılarla yok sayamazsınız. Geçmişte nasıl mücadele ettiysek, bugün 'süslenmiş' yeni versiyonuna da aynı kararlılıkla karşı çıkacağız.”
SEDA KAYA ÖSEN: “İKTİDARIN VİZYONU DEMODE”
CHP İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen ise tartışmaya “turizm vizyonu” penceresinden bakıyor. Hükümetin “mega proje” takıntısının dünyadaki modern turizm trendleriyle çeliştiğini belirten Ösen şunları kaydetti:
“Dünya artık doğa ve deneyim turizmine, ekolojik dengeye odaklanıyor. Bizim bakanlığımız içinse turizm hala 'mega bina' ve 'beton' demek. AKP vizyonundan bugüne kadar ekolojik bir proje çıktığını görmedim, çıkarsa da şaşırırım. Ayrıca 2 senelik ömrü kalmış bir hükümetin, İzmir'in kaderini ve ekolojik dengesini değiştirecek bu kadar devasa bir kararı almasını doğru bulmuyorum. Bu kararlar bir sonraki hükümetin dönemi olmalı. Betona bağlı projelerse, İzmir'in dokusuna uygun butik ve sürdürülebilir modeller değerlendirilmeli.”



