

İzmir’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyesi kadınlar, Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetinin aydınlatılması talebiyle, Alsancak’ta ÖSYM binası önünde toplanarak yürüyüş yaptı. Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan basın açıklamasında, dosyada delillerin karartıldığı belirtilerek, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulunuldu.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına basın açıklamasında bulunan Elif Selin Erel, 6 yıldır Gülistan Doku'ya ne olduğunu sorduklarını belirterek, “Burada sadece bir kayıp vakasından bahsetmiyoruz; devletin gözetimi altındaki bir şehirde, bir kadının nasıl sistemli bir şekilde yok edildiğinden ve faillerin nasıl bir zırhla korunduğundan bahsediyoruz. Gülistan buharlaşmadı, Gülistan bir suç şebekesinin, bir cezasızlık zırhının içine çekildi” dedi.

“FAİLLERE NEDEN 'DOKUNULMAZLIK' BAHŞEDİLDİ?”
Gülistan Doku'nun ailesinin 6 yıllık süreçte yaşadıkları üzerinden sözlerini sürdüren Erel, şöyle devam etti:
“Önce acılı aileye 'kızın intihar etti, kabullen, yasını tut' dendi. Gülistan'ın kaybolmadan hemen önce zorla bindirilmeye çalışıldığı o beyaz araç, soruşturma başladığı anda elini kolunu sallayarak şehir dışına çıkarıldı. En kritik delil göz göre göre karartılırken, yetkililer sadece izledi. Uzunçayır Baraj Gölü'nde günlerce süren arama çalışmaları sonuçsuz kaldı. 2022 yılında, tek istekleri evlatlarının akıbetini öğrenmek olan Doku ailesini, adalet nöbeti tuttukları için yerlerde sürükleyerek gözaltına aldınız. Aileyi gözaltına alırken gösterdiğiniz o hırsı, o kararlılığı neden fail ve suç ortakları için göstermediniz? Aileyi susturmaya çalışanlar, faillere neden 'dokunulmazlık' bahşetti?”
Gülistan Doku'nun ablası, 2022 yılında Munzur Üniversitesi mezuniyet töreninde 'Kardeşimin diplomasını beraber alacaktık. Gülistan nerede?' diye sorduktan sonra yaka paça kürsüden indirildi. Bugün Gülistan'ın ablasının haykırışı hepimizin haykırışıdır. Gülistan'ın ablası, bugün yaptığı açıklamada da 'Biz artık intihar yalanlarını değil, o sakladığınız somut delilleri, sildiğiniz kamera kayıtlarını istiyoruz. Biz mezar değil, gerçek adaleti istiyoruz' dedi.

“DELİLLERİ KARARTAN HERKESE 'NE OLDU' DİYE SORULMALI”
Erel, soruşturma sürecinde yaşandığı öne sürülen ihmal ve usulsüzlüklere de dikkat çekerek, “Dönemin Valisi Tuncay Sonel, Gülistan'ın sim kartını alıyor. 'Ankara'ya göndereceğim' diyor. O karta ne oldu? Karda, kışta günlerce Gülistan'ı aramaya gönderilen dalgıçlardan biri Gülistan'ın ailesine, 'Kızınız burada değil, vali sizi oyalıyor' diyor. Bir polis memuru, Gülistan'ın yazışmalarını 10 bin dolar karşılığında sildiğini aileye itiraf ediyor. Gülistan'a ne oldu diye sorulacak kişiler, dönemin Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'dir. Delilleri karartan herkestir” diye konuştu.
“GÜLİSTAN'IN AİLESİ ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEK”
Gülistan Doku'nun ailesinin yanlarında olduklarını dile getiren Erel, “Doku ailesinin yanındayız. Dosyadaki her bir usulsüzlüğün, saklanan her bir kaydın, kaçırılan her bir delilin peşindeyiz. Sadece gözaltılar yetmez. Kimsenin soyadına, makamına, babasının nüfuzuna bakılmaksızın; ucu nereye giderse gitsin bu dosya sonuna kadar aydınlatılmalıdır. Gizli tanık beyanlarından dijital verilere kadar her şeyin hesabı tek tek sorulmalı, failler en ağır cezayı almalıdır. Gülistan'ın ailesi asla yalnız yürümeyecek” dedi.
“ŞİDDETSİZ YAŞAM KURANA DEK MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Açıklamanın sonunda Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta okullarda düzenlenen saldırılara da değinen Erel, “Okullarda düzenlenen saldırılar, içine itildiğimiz şiddet sarmalının korkunç boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Başvurular dikkate alınmıyor, yaşam hakkı korunmuyor. Şanlıurfa'da fail yapacağı eylemi açıkça ilan etmişti. Okul tehdit edilmişti. Okul müdürü, koruma talebiyle başvuruda bulundu. Ancak sonuç değişmiyor. Tıpkı her gün yaşam hakları hiçe sayılan, kapısından geri çevrildikleri karakollarda ciddiye alınmayan kadınlar gibi okul yönetimi de ciddiye alınmıyor. Soruyoruz. Önlem alınması için daha ne kadar açık tehdit gerekiyordu? Her ay yayınladığımız verilerde en çarpıcı gerçeklerden biri kadın cinayetlerinde en çok ateşli silah kullanılmasıdır. Yıllardır soruyoruz. Ateşli silahlara erişim neden bu kadar kolay oluyor? Nasıl bu kadar kolay olabiliyor? Neden bireysel silahlanmanın önüne geçecek somut adımlar atılmıyor? Cevabı ise her seferinde kendimiz veriyoruz. Çünkü şiddet, münferit değil, sistematiktir. Çocukların çocukluklarını, gençlerin gelecek umutlarını ellerinden almanıza izin vermeyeceğiz. Okullardan sokağa, evlerden iş yerlerine kadar her alanda şiddetsiz bir yaşam kurana dek mücadelemiz sürecek. Çocukları ve geleceğimizi koruyacağız” ifadelerini kullandı.



