reklam
reklam
DOLAR45,0379% 0.19
EURO52,8518% 0.28
STERLIN61,0230% 0.43
FRANG57,4128% 0.39
ALTIN6.815,04% 0,53
BITCOIN78.054,430.392
reklam

İran savaşı küresel ticareti nasıl yeniden şekillendirecek?

Yayınlanma Tarihi : Google News
İran savaşı küresel ticareti nasıl yeniden şekillendirecek?
reklam

İran Savaşı Küresel Ticareti Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, Covid-19 pandemisindeki tedarik kesintileri ve ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni gümrük vergisi düzenlemeleriyle karşılaştırılmalara yol açıyor.

Pandemi, elektronik ürünlerden tıbbi ekipmanlara kadar her şeyin üretiminde dünyanın Çin'e olan bağımlılığını ortaya çıkardı. Geçen yıl uygulamaya konulan Trump'ın gümrük vergileri ise bu bağımlılığı azaltma çabalarını hızlandırdı.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı İran savaşı ise başka bir zayıflığı daha ortaya koydu: Petrol, doğal gaz ve gübre gibi kritik hammaddelerin tedarikinde yaşanan kesinti küresel ticareti hızla etkisi altına alıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı, geçen ay dünya petrolünün yaklaşık yüzde 10'unun ve küresel sıvılaştırılmış doğal gazın beşte birinin piyasadan çekildiğini belirterek, bunu küresel enerji piyasası tarihindeki en büyük kayıp olarak nitelendirdi.

ÖNCE TALEP, ARDINDAN ARZ ŞOKU

Pandemi geniş çaplı bir talep şoku yaratırken, Trump'ın gümrük vergileri tedarik zincirlerinde kalıcı bir değişime yol açtı. İran savaşı ise enerji ve emtia sektörlerinde ciddi bir arz darbesine neden oldu.

Ekonomim'in haberine göre, ABD merkezli küresel yönetim danışmanlığı şirketi Oliver Wyman'ın ortağı Sebastian Janssen, bu şokların niteliği farklı olsa da şirketler üzerindeki etkilerinin benzer olduğunu söylüyor.

Tedarik zinciri analisti, DW'den Nik Martin'e yaptığı değerlendirmede, “Covid, üretim merkezlerine olan bağımlılığı ortaya çıkarırken, Hürmüz ise ulaşım koridorlarına ve enerji girdilerine olan aşırı bağımlılığa dikkati çekti” diyor.

Pandemi sırasında fabrikalar kapandı, gemiler büyük limanlarda yığıldı ve stokları düşük tutarak parçaların tam ihtiyaç duyulduğu anda gelmesine dayanan “tam zamanında üretim (just in time) sistemleri” çöktü. Yine de enerji fiyatları nispeten sabit kaldı. Bu sefer ise enerji dışı ticaret nispeten daha iyi dayandı.

Tedarik zinciri uzmanı ve ABD merkezli LMA danışma şirketinin başkanı Lisa Anderson, arka arkaya meydana gelen krizlerin birçok şirketin risk değerlendirme yöntemlerini değiştirdiğini düşünüyor:

“Covid, şirketleri ihtiyaç duydukları anda tedarikin kendiliğinden gelmesine güvenemeyecekleri bir noktaya getirdi. İran'daki savaş, bunun tek seferlik bir olay olmadığını gösteriyor.”

HÜRMÜZ KAYNAKLI AKSAKLIKLAR HENÜZ ZİRVEYE VARMADI

Ancak petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artış, -mal ticaretinde daha geniş çaplı aksaklıklar için hâlâ risk olması nedeniyle- hükümetleri enflasyon tahminlerini revize etmeye zorluyor.

Geçen ay, gemicilik şirketlerinin bir kez daha aniden rotalarını değiştirmeleri gerekti. Bundan bir önceki rota değişikliği 2023-2024 yıllarında Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'den geçen gemilere saldırması nedeniyle olmuştu.

Eskiden Hürmüz Boğazı'ndan geçebilen tankerler, artık Güney Afrika'daki Ümit Burnu'ndan dolanarak geçiyor. Bu durum, birçok seferin mesafesini binlerce deniz mili ve süresini iki haftaya kadar uzatıyor.

Ortadoğu'daki gemiler için savaş riskiyle ilgili sigorta primleri hızla yükseldi ve her bir nakliyeye birkaç milyon dolarlık ek maliyet getirdi. Bu maliyetler, enerji, kimyasallar ve imalat ürünlerinin fiyatlarının şimdiden yükselmesine yol açıyor.

ETKİNİN BOYUTU HENÜZ BELLİ DEĞİL

Ancak artan maliyet, sorunun sadece bir parçası. Janssen, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmenin zor olduğunu, çünkü kesintinin tam etkisinin henüz tam olarak hissedilmediğini söylüyor:

“Bu kıtlığın etkileri, şirketlerin çok katmanlı tedarik zincirlerinde hâlâ yayılmaya devam ediyor. (…) Boğaz yeniden tamamıyla açıldıktan sonra etkilerin tam olarak ortaya çıkması ve tedarik zincirlerinin istikrar kazanması aylar sürecek.”

13 ülkede 6 bin şirketle yapılan bir ankete göre, şirketlerin yaklaşık üçte ikisi savaş nedeniyle tedarik zincirindeki yeni aksaklıklar ile enerji ve emtia fiyatlarındaki artıştan endişe duyuyor.

Almanya merkezli Allianz Grubu'nun ticaret araştırma kolu Allianz Trade tarafından 8 Nisan'da yayımlanan araştırma, şirketlerde “reshoring” veya “nearshoring” olarak adlandırılan, yani üretim ve tedarikçileri kendi ülkesine veya komşu ülkelere yaklaştırma uygulamasını hızlandırma planlarında bir artışa dikkat çekti. Bu eğilim özellikle Avrupa'da belirgin bir şekilde göze çarpıyor.

Anderson, “Tıkanmayı engellemenin bir yolu da üretimi müşterilerin olduğu yere getirmek” diyor.

JEOPOLİTİK RİSKLER ARTIK STRATEJİK OLARAK GÖRÜLÜYOR

Hürmüz Boğazı'ndaki geçici aksaklığın ötesinde, küresel ticaret modellerindeki bazı değişiklikler artık kalıcı hale gelmiş olabilir.

Anket sonuçlarına göre, savaşlar ve gümrük vergileri de dahil olmak üzere jeopolitik riskler, şirketlerin üçte ikisi için “en büyük endişe kaynağı” haline geldi. Bu oran 2025'ten bu yana keskin bir artış gösteriyor.

Çin'e büyük ölçüde bağımlı olan şirketler, riski azaltmak amacıyla tedarik zincirlerine en az bir ülke daha ekleyerek, ticarette giderek daha fazla “+1” veya “+2” yaklaşımını benimsiyor. Hindistan, Endonezya, Vietnam ve Malezya bu durumdan en çok yararlanan ülkeler olurken, araştırmalar üretim merkezi olarak Avrupa'ya ilginin arttığını da gösteriyor.

“Tam zamanında üretim” yaklaşımı giderek yerini “ihtiyati tedarik” (Just in case) yaklaşımına bırakıyor. Tedarik zinciri yazılımı devi GEP'in Mart 2026 tarihli Küresel Tedarik Zinciri Oynaklık Endeksi'ne göre, fabrikalar tampon stoklarını yeniden artırıyor. Emniyet stokları ise son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Bu durum, şirketlerin belirsizliğe ve olası kıtlıklara karşı önlem almak için çabaladıkları pandemi ve Trump'ın gümrük vergileriyle ilgili süreçlerde gözlemlenen eğilim ile benzerlik gösteriyor.

Şirketler, Tayvan'daki gerginliklerden Kore Yarımadası'ndaki istikrarsızlığa kadar, muhtemelen yeni jeopolitik sarsıntılarla dolu bir geleceğe hazırlanırken, birçoğu gerçek dayanıklılığın tüm tedarik ağında esneklik, yedeklilik ve daha güçlü stratejik ortaklıklar gerektirdiği sonucuna varmış görünüyor.

Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi'nin ekonomi araştırma başkanı John Sfakianakis, yakın zamanda kaleme aldığı bir makalede, günümüzde ekonomik kırılganlığın bağımlılıktan çok enerji, finans, lojistik ve politik uyum gibi “birbiriyle bağlantılı sistemler arasındaki dayanıklılıkla” ilgili olduğunu söylüyor.

Stakianaksi, İran savaşının, “bölgesel bir çatışmadan çok uluslararası sistemin baskı altında nasıl işlediğine dair bir stres testi” niteliğinde olduğunu belirtiyor.

reklam

YORUM YAP