

DOĞUKAN FİKRİ FİDAN – İZ GAZETE / Cumhuriyet Halk Partisi Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin güvenlik gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına İkinci İnönü Zaferi’nin 105’inci yılını anarak başlayan Bağcıoğlu, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İsmet İnönü ve İstiklal Savaşı’nın tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andı.
KARADENİZ'E DİKKAT ÇEKTİ
Karadeniz’de devam eden Rusya-Ukrayna savaşının etkilerine dikkat çeken Bağcıoğlu, bölgede ticari gemilere yönelik saldırılar ve sürüklenen mayınların ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi. İstanbul Boğazı’na sadece 14 deniz mili mesafede gerçekleşen son saldırıyı “ciddi bir ikaz” olarak nitelendiren Bağcıoğlu, deniz güvenliğinin yalnızca söylemlerle değil, askeri ve diplomatik tedbirlerin eş zamanlı uygulanmasıyla sağlanabileceğini vurguladı.
Türk Deniz Kuvvetleri’nin Karadeniz’de aktif bir donanma varlığıyla caydırıcılığı sağlaması gerektiğini ifade eden Bağcıoğlu, “Bu sorumluluktan algı operasyonlarıyla kaçmak mümkün değil” dedi.

“EGE'DE ULUSLARARASI HUKUK AŞINDIRILIYOR”
Ege Denizi’ndeki gelişmelere değinen Bağcıoğlu, Kerpe Adası’na hava savunma sistemi konuşlandırılmasının 1947 Paris Antlaşması’yla belirlenen gayri askeri statüye aykırı olduğunu söyledi. Bu adımın sadece askeri değil, hukuki açıdan da ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Bağcıoğlu, Türkiye’nin bu konuyu hem diplomatik hem de uluslararası platformlarda kayıt altına alması gerektiğini dile getirdi.
SURİYE VE BÖLGE: PROVOKASYONLAR DURMALI
Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bağcıoğlu, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları ile Irak’taki bazı grupların İHA faaliyetlerinin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ifade etti.
Türkiye’nin Suriye politikasında iki temel hedefi olması gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, bunların ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve Türkiye’ye yönelik tehditlerin tamamen ortadan kaldırılması olduğunu söyledi.

NATO VE YENİ YAPILAR: ŞEFFAFLIK ŞART
Adana’da kurulması gündeme gelen NATO kolordusu ve Karadeniz’de planlanan yeni deniz yapılanmalarına da değinen Bağcıoğlu, bu tür stratejik adımların kamuoyunda soru işareti yaratmayacak şekilde şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Komuta kontrolün Türkiye’de kalmasının hayati olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu, Türkiye’nin onayı olmadan hiçbir askeri harekâtın gerçekleştirilmemesi ve yabancı askeri varlıkların mutlaka TBMM denetimine tabi olması gerektiğini ifade etti. Montrö Sözleşmesi’nin ruhunu zedeleyecek uygulamalara karşı da dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
SAVUNMA SANAYİSİ: BAŞARI VAR AMA YETERSİZ
Türkiye’nin savunma sanayisinde önemli ilerlemeler kaydettiğini kabul eden Bağcıoğlu, insansız hava araçları ve milli gemi projelerinin önemli başarılar olduğunu ancak bu tabloya rağmen kritik eksikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Entegre hava savunma sistemine dikkat çeken Bağcıoğlu, “Çelik Kubbe Projesi ancak 2024’te başladı. Balistik füze savunmasında halen istenen seviyede değiliz” diyerek uyarıda bulundu.

S-400 VE HAVA GÜCÜ ELEŞTİRİSİ
S-400 sistemleri üzerinden iktidara yüklenen Bağcıoğlu, sistemlerin aktif kullanılmamasını eleştirerek, “Kullanılmayacaksa neden alındı? Kullanılacaksa neden devreye sokulmuyor?” diye sordu.
Türkiye’nin son 23 yılda sadece 30 yeni savaş uçağı envantere katabildiğini belirten Bağcıoğlu, bu durumun ciddi bir stratejik risk oluşturduğunu ifade etti. F-35 ve F-16 süreçlerinde yaşanan sorunların da sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
ASKERİ SAĞLIK SİSTEMİ
Askeri sağlık sisteminin eksikliğine dikkat çeken Bağcıoğlu, savaş bölgelerine yakın bir coğrafyada böyle bir sistemin olmamasını büyük bir zafiyet olarak değerlendirdi.
Deneyimli askeri sağlık personelinin etkin şekilde kullanılmadığını belirten Bağcıoğlu, bunun aynı zamanda kritik bir kabiliyet kaybı anlamına geldiğini söyledi.
PERSONEL VE EMEKLİLER: BU BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ
Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin ve emekli askerlerin ekonomik sorunlarına da değinen Bağcıoğlu, birçok kişinin yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti.
Özlük haklarındaki sorunların nitelikli personel teminini zorlaştırdığını belirten Bağcıoğlu, bu durumun doğrudan milli güvenliği etkilediğini vurguladı.
ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLER
Şehit yakınları ve gazilerin yaşadığı sorunların devam ettiğini söyleyen Bağcıoğlu, yıllardır verilen sözlerin tutulmadığını belirtti. Bekleyen kanun tekliflerinin bir an önce yasalaşması gerektiğini ifade etti.
“SAVUNMA POLİTİKASI SLOGANLA OLMAZ”
Açıklamasının sonunda savunma politikalarının gerçek kapasiteye dayanması gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, “Savunma planlamasında yapılan hataların bedelini en sonunda tüm millet öder” dedi.



