reklam
reklam
DOLAR44,0757% 0.18
EURO51,2072% -0.02
STERLIN59,1683% 0.32
FRANG56,6890% 0.63
ALTIN7.278,82% 1,36
BITCOIN68.457,05-3.825
reklam

CHP'li Gökçen ve İl Başkanı Güç, Soyer ve Aslanoğlu'nu ziyaret etti

Yayınlanma Tarihi : Google News
CHP'li Gökçen ve İl Başkanı Güç, Soyer ve Aslanoğlu'nu ziyaret etti
reklam

CHP'li Gökçen ve İl Başkanı Güç, Soyer ve Aslanoğlu'nu ziyaret etti

CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen ve CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Buca Ceza İnfaz Kurumları'nda tutuklu bulunan önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nu ziyaret etti.

Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Gökçen, Soyer ve Aslanoğlu'nun yargılamasındaki hukuksuzluğu tek tek anlattı.

“DELİLSİZ ŞEKİLDE TUTULUYORLAR”

Gökçen, davalarda 11 kez hakim değiştirildiğini vurgulayarak Soyer, Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya'nın haklarında hiçbir delil bulunmadığı halde hapis tutulduklarını ifade etti.

Soyer'in hakkında açılan ikinci soruşturmayla iddianamesiz ve kantısız şekilde hapis tutulduğuna dikkat çeken Gökçen, “Bırakın ki delili veya bir tanık ifadesini. Hiçbir suç iddiası bile yoktu.” dedi. Gökçen, Soyer hakkında şunları ifade etti:

“Bir şey oldu ki o hâkimleri değiştiren bir güç aynı zamanda başka bir şeye de el attı ki bir anda ikinci bir soruşturma gördük. Daha doğrusu bu ikinci soruşturma kapsamında tekrar bir tutuklama kararı gördük. Önceki Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer açısından da yine öyle bir şey oldu ki kendisinin tahliye edileceğine dair bütün hukukçular kesin gözüyle bakıyordu. Çünkü kendisiyle ilgili hiçbir somut suç iddiası bile yoktu. Bırakın ki delili veya bir tanık ifadesini. Hiçbir suç iddiası bile yoktu. Bu raporlarla da sabit. Bilirkişi raporlarıyla da sabit. MASAK raporunda da görebiliyorsunuz. Kendisinin maddi herhangi bir çıkar elde etmediği iddianamenin kendisinde yazıyor. Ama ne oluyor? Tunç Soyer tahliye edilemesin diye, daha doğrusu bu dosyadan tahliye edileceği kesin gibi görüldüğü için ikinci soruşturmadan ikinci tutuklama kararı veriliyor. Bunun hemen ardından bakılıyor ki evet gerçekten de ilk dosyanın duruşmasında Tunç Soyer tahliye edildi ama yedek tutuklama olduğu için Tunç Soyer hâlâ cezaevinde kalmaya devam ediyor. Bakıyorsunuz hem hâkim değiştirmeleriyle hem iddianame hazırlamayan bir düzenle ikinci tutuklama kararlarıyla birlikte bu dosyaların siyasi olduğu fikrini güçlendirecek bir takım adımlar atılıyor.”

“İDDİANAMESİZ İÇERİDELER”

Gökçen, Aslanoğlu'nun ise önce serbest bırakıldığını sonra tekrar tutuklandığını hatırlatarak sürecin siyasi olduğunun altını çizdi. Gökçen, şunları söyledi:

“Hem Tunç Başkanımız hem Şenol Başkanımız şunun bilinmesini isteriz ki iddianamesiz içerideler. Daha önce dava görülmüştü, ne olmuştu? Önce bir soruşturma açılmıştı. 1 Temmuz’da bir operasyon yapılmıştı. Sonra kendileri önce gözaltına alındılar, sonra tutuklandılar. Sonra demiştik ki hatta İstanbul yargılamalarıyla İzmir yargılamaları tam aynı değil. Çünkü İzmir’de hızlı bir şekilde en azından iddianameler yazılabiliyor, duruşma tarihleri verilebiliyor. En azından bu duruşmalarda yapılan incelemelere dair yargılananların veya duruşmaları izleyenlerin bir takım soru işaretleri veya kaygıları olsa bile en azından adil yargılanmaya dair bir inançları olabiliyor demiştik. Bunu da takdir ettiğimizi söylemiştik. Bir taraftan da tabii ki yol arkadaşlarımızın yargılama sürecindeki eksikliklere, yanlışlıklara da işaret etmiştik. Ancak şimdi öyle bir şey yaşandı ki 11 kez hâkim değişiklikleri gördük bu davada. Baktılar ki önce Şenol Başkanımız adli kontrolle tahliye edildi, ev hapsiyle devam etti, sonra ev hapsi de kaldırıldı. Anlaşıldı ki kendisi kaçmıyormuş. Çünkü burada yaşam devam etti, kaçmadı.”

“YARGILANMAKTAN KİMSE KAÇMIYOR”

Gökçen, Aslanoğlu ve Soyer'in tutuksuz yargılanabilecekken iddianamesiz şekilde tutuklu olduklarını vurgulayarak şöyle konuştu:

Hiçbir arkadaşımız, hiç kimse yargılanmaktan kaçmıyor. Kaçmadıkları da ortada zaten serbest bıraksanız da kaçmıyorlar. Yargılanmaktan hiç kimse kaçmıyor burada. Ama yargılanmanın adil olması lazım ve tutuksuz yargılama esastır. Bu birçok iktidar mensubu da soyut olarak, teorik olarak konuştuklarında dile getiriyorlar tutuksuz yargılama esastır diye. Biz de diyoruz ki yargılama tutuksuz devam etsin. Zaten duruşmalar oldukça, iddianameler yazıldıkça bu iddiaların içinin boş mu dolu mu olduğunu hep beraber değerlendirebiliriz. Herkes de vicdanıyla bunu adalet duygusuyla değerlendirecektir. İddianamesiz tutukluluk ne demek? Şu kadarını söyleyeyim: Aynı fiilden daha önce iddianame yazılması, aynı fiilden daha önce yargılama yapılmış olması ve beraat kararı verilmiş olması. Şimdi bunlar yetmemiş çünkü bu iddianame de ikna edici değil. Daha önce yapılan yargılama da bir sonuç vermiyor, siyasi sonuç vermiyor. O zaman ne yapmak lazım? Üçüncü kez tutuklamak lazım ama sebep bulamıyoruz, delil bulamıyoruz. Delil bulamıyoruz. O zaman iddianameyi geciktirelim ki delil bulamadığımız daha geç ortaya çıksın diyen bir mantık var karşımızda. Biz bu mantığa itiraz ediyoruz.

“DOSYALARI AVUKATTAN KAÇIRILIYOR”

Gökçen, İZBETON soruşturması kapsamında Soyer, Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya'nın tutukluluk incelemesinin avukatları olmadan yapılmak istendiğini hatırlatarak şunları söyledi:

“Normalde bir insan yargılanırken kime ihtiyaç duyar? Savunma hakkının doğru bir şekilde ele alınabilmesi için, savunma hakkına saygı gösterilmesi için ne gerekir? Eğer o kişi avukatla temsil edilmek istiyorsa avukatına erişebilmesi gerekir. Bu kadar basit. Bir şeyle suçlanıyorsa veya kendisiyle ilgili bir karar verilecekse önceden buna hazırlanma imkânı verilmesi gerekir. Bir infaz koruma memuru geliyor ve diyor ki seni birazdan çağıracaklar. Beş dakika sonra tutukluluk incelemesi için duruşmanın açıldığı öğreniliyor. SEGBİS’e bağlıyorlar. Avukatımı görmek istiyorum. Avukatımla değerlendirmek istiyorum. Belki onunla birlikte cevap vereceğim sorulara diyecek tutuklu olan kişi. 'Yok, avukatını göremezsin.', 'Avukatıma haber verdiniz mi?' Yok. Avukatın haberi olamaz. Avukattan kaçırılarak bir dosya yürütülmeye çalışılıyor burada. Hem Tunç Soyer için hem Şenol Aslanoğlu için hem Heval Savaş Kaya için.”

“BAŞKANLARIMIZ NEYLE SUÇLANIYOR?”

Gökçen, iddianamesiz tutulmalarına da değinerek neyle suçlandıklarını bilmediklerini aktardı. Gökçen, şöyle konuştu:

“Dosyada birçok çelişki daha tartışılıyor. İddianamesiz tutukluluk demek bir kişinin neyle suçlandığını bilmememiz anlamına geliyor. Biz öncelikle şunu istiyoruz. Başkanlarımız neyle suçlanıyor? Neyle suçlanıyor? Tutuklu olanlar, tutuksuz olanlar… Bunlara 'şüpheli' diyorsunuz. Çünkü kendileri daha sanık bile olamamış durumdalar. Kendileriyle ilgili iddianame hazırlanmadı. İddianame hazırlanmayanlar sadece başkanlarımız değil. Aynı zamanda Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney hakkında hâlâ iddianame yok. Aylardır tutuklu, neyle suçlandığını bilmiyoruz. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe hakkında iddianame yok, hâlâ neyle suçlandığını bilmiyoruz. Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı hâlâ neyle suçlandığını bilmiyoruz, iddianame yok. Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün’ün neyle suçlandığını bilmiyoruz, iddianame yok. Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu neyle suçlandığını bilmiyoruz, iddianame yok. Biz öncelikle herkes için bir an önce iddianamelerin hazırlanmasını ve yargılamaların başlamasını, duruşma tarihlerinin de bir an önce açıklanmasını bekliyoruz.”

“ÇALIK'IN AİLESİNE BU NEDEN YAŞATILDI?”

Buca'dan Silivri'ye nakledilen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın durumuyla ilgili de konuşan Gökçen, Çalık'ın ailesinin İzmir'e taşınmaya zorlanmasıyla kime ne fayda sağlandığını sordu. Gökçen, şunları ifade etti:

“Aslında bugün sevk edilmemiş olsaydı henüz Mehmet Murat Çalık Başkanımızı da ziyaret edecektik. Ancak bildiğiniz üzere pazartesi günü İBB davasının duruşmaları başlıyor. Uzun süren bir duruşma takvimi olacak. Kendisinin de orada duruşmaya katılması için bugün itibarıyla sevki yapılmış durumda buradan. Öncelikle Murat Çalık Başkanımız yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen ve şimdiye kadar hep dürüst bir belediyecilik yapmış olmasına rağmen hem tutuklu yargılanıyor hem de hiçbir sebep olmaksızın İstanbul’dan İzmir’e getirildi. Ailesi İzmir’e taşınmak zorunda kaldı onu görebilmek için. Veya ailesinin buraya taşınamayan üyeleri her hafta buraya gelmek için üstün bir çaba göstermek zorunda kalıyorlar aylardır. Burada cezaevinin yanında uzun bir süredir nöbet tutuyorlar. Bir aileye bunun neden yaşatıldığını hepimizin vicdanına sorması gerekir. Bütün halkımızın kendi vicdanına sorması gerekir. Böyle bir adalet sisteminin kime ne faydası olduğunu sormamız gerekir. Çünkü daha önce kanser hastalığı atlatmış olan, sonra cezaevinde çok kilo kaybetmiş olan, birçok değeri ölçüldüğünde bu ölçümlerin sonucu normalin dışında çıkan başkanımız her nasılsa Adli Tıp’a gittiği zaman Adli Tıp’ta 16 ölçüm varsa eğer 13'ü normal sınırların dışındaysa sadece üçü normal sınırların üstündeydi. Ancak Adli Tıp sadece bu üç ölçümü esas olarak bir rapor düzenledi. Sonra da sanki kendisi tutuklu değilmiş de hükümlüymüş gibi bu Adli Tıp raporu esas alınarak tahliyesi engellendi. Anayasa Mahkemesi de bu Adli Tıp raporunu esas alarak bunun bir ihmal olmadığına yönelik bir karar verdi. Daha doğrusu başvuruyu incelememiş oldu. Geldiğimiz noktada pazartesi günü hem Murat Çalık Başkanımız hem tabii ki başta Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu ve bütün yol arkadaşlarımızın yargılandığı, aslında kendilerinin yargıladığı bir süreci hep beraber izleyeceğiz.”

“İKTİDAR YOLUNDA SÜRECİN ZOR OLACAĞINI BİLİYORUZ”

CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç de yaptığı konuşmada CHP'li isimlerin yargılamalarının siyasi olduğunu vurguladı. Güç, bu yargılamayla hem Soyer ve Aslanoğlu'nu zor durumda bırakmanın hem de CHP'yi kötü göstermenin amaçlandığını vurguladı. Güç, şunları aktardı:

“Sürecin yıpratıcı bir süreç olduğunu, siyasi bir süreç olduğunu hepimiz farkındayız. Gelinen noktada ilk başta başlatılan soruşturma, daha sonra o soruşturmanın tahliye olmasına yönelik bir adım atılmasıyla beraber ikinci aynı benzer bir iddianameyle ikinci soruşturmanın başlaması ve tutukluluğun devam etmesi tabii ki bu partimizi, örgütümüzü, eski belediye başkanımız Tunç Soyer’i, eski il başkanımız Şenol Aslanoğlu’nu zor durumda bırakmak, partiyi kötü durumda göstermek amaçlı yapılan bir işlem olduğunu hepimiz farkındayız. İktidara giden yolda bu sürecin zorlu olacağını hepimiz biliyoruz. O yüzden geldiğimiz noktada biz parti olarak bütünsel anlamda bir arada olmaya devam edeceğiz. Şu anda Tunç Başkan’ın ve Şenol Başkan’ın beklentisi ikinci soruşturmadaki iddianamenin bir an önce hazırlanmasıdır. Çünkü birinci soruşturma başlatılalı tam iki yıl oldu. İkinci benzer soruşturmasında iki yılda neyi bulamadılar ki bu ikinci soruşturmadaki iddianameyi hazırlayamıyorlar? Bir an önce iddianamenin hazırlanmasını ve savunmanın bir an önce yapılmasını talep ediyoruz. Bu sürecin sonuçlarını hepimiz avukat arkadaşlarımızla beraber biliyoruz. Bu süreçten hiçbir şey çıkmayacağını biliyoruz ancak geldiğimiz noktada hâlâ iddianame hazırlanmamış ve hâlâ süreç işletilememiştir. Hukuk sistemine tabii ki güveniyoruz ama sürecin bir an önce ilerlemesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

reklam

YORUM YAP