reklam
reklam
DOLAR43,8631% 0.05
EURO51,7140% -0.01
STERLIN59,2096% 0.03
FRANG56,6911% 0.12
ALTIN7.297,76% -1,12
BITCOIN63.289,76-4.572
reklam

CHP’li Yücel’den İzmir’de Müfettiş Soruşturmasına Sert Tepki: MEB’in Görevi Cumhurbaşkanı Sevgisini Ölçmek Mi?

Yayınlanma Tarihi : Google News
CHP’li Yücel’den İzmir’de Müfettiş Soruşturmasına Sert Tepki: MEB’in Görevi Cumhurbaşkanı Sevgisini Ölçmek Mi?
reklam

İzmir'de eğitim gündemi, Tevfik Fikret Okulları’nda olduğu iddia edilen müfettiş sorgulamaları nedeniyle büyük bir sarsıntı yaşadı. İddialara göre, Millî Eğitim Bakanlığı müfettişleri, bazı öğrencilere “Din deyince ne anlıyorsun?” gibi soruların yanı sıra Cumhurbaşkanı hakkında ne düşündüklerini de sordu. Veliler bu duruma tepki gösterirken, CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, uygulamanın kabul edilemez olduğunu belirterek Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i kamuoyuna açıklama yapmaya çağırdı.

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Terkoğlu’nun köşe yazısında yer alan iddiaya göre, müfettişler ilkokul 4. sınıftan lise son sınıfa kadar her kademeden iki öğrenci seçerek kütüphaneye götürüyor. Öğrencilere, “Din dersinde ders işleniyor mu?”, “Din yerine başka bir ders yapılıyor mu?”, “Derste Cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu?” gibi sorular yöneltiliyor. Veliler, yaşları 9’a kadar olan çocukların ifadeleri alındıktan sonra kimlik numaralarının talep edilerek imza attırıldığını dile getiriyor. CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, laik eğitim sistemine zarar veren bu olaya dair şunları söyledi:

9 Yaşındaki Bir Çocuk, Attığı İmzayla Hangi Sorumluluğu Üstlenmiş Oluyor?

“İzmir Tevfik Fikret Okulları'nda yaşandığı öne sürülen olay, üzerinde dikkatle durulması gereken bir mesele… Bakanlığın müfettişleri okula gelerek her kademeden seçilen çocuklara “Din deyince ne anlıyorsun?” “Öğretmenler Cumhurbaşkanına hakaret ediyor mu?” gibi sorular sormuş. İlkokul, ortaokul ve lise düzeyinde, 7'den 17'ye kadar çocuklara eğitim veren bir okuldan söz ediyoruz. Çocuk psikolojisini değerlendirelim mi, yoksa küçücük çocukların arkadaşlarını, öğretmenlerini ve hatta ailelerini ispiyonlamaya iten bu anlayışın pedagojik anlamda yıkıcı etkilerini mi konuşalım? Laik bir ülkede dinin bu şekilde, hem de bakanlık müfettişleri aracılığıyla okul ortamına sokulmasının sonuçlarını mı tartışalım? 9 yaşındaki çocuklardan, imza alarak ifade beyanını almak hangi etik çerçevede değerlendirilecek?”

Millî Eğitim Bakanlığı’ndan herhangi bir açıklama gelmemesine tepki gösteren Yücel, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Yusuf Tekin’in derdinin eğitim olmadığını şimdiye kadar yaptıklarıyla biliyoruz. Şimdi ise hukuksuzluğunu bu talimatla göstermiş oldu. Millî Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin görevi, eğitimin nitel ve nicel eksikliklerini tespit etmek değil midir? Ne zamandan beri Millî Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin görevi, Cumhurbaşkanı sevgisini ölçmek oldu? Müfettişler ne zamandan beri “Din deyince ne anlıyorsun?” gibi soyut ve sübjektif sorular sormaya başladı? Hiçbir eleştiriyi kabul etmeyen, tarikat ve cemaatlerle iş birliğini meclis kürsüsünden rahatça açıklayan ve akademik, bilimsel, laik eğitim denildiğinde tüyleri diken diken olan Yusuf Tekin’den bu iddialarla ilgili olarak acilen bir açıklama bekliyoruz.”

reklam

YORUM YAP