

İzmir’de binlerce işçiyi ilgilendiren öğrenim yardımı tartışması yargıya taşındı. DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası ile İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZENERJİ A.Ş. arasında toplu iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlık kapsamında açılan dava bugün İzmir 4. İş Mahkemesi’nde görülecek. Sendika, işverenin eğitim yardımı ödemelerini kesmesinin sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu savunurken, mahkemeden söz konusu hakkın sürekliliğinin tespit edilmesini talep ediyor.
ÖN İNCELEME TAMAMLANDI
İzmir 4. İş Mahkemesi’nde görülen dava, sendikal mevzuattan kaynaklanan ve toplu iş sözleşmesinin yorumlanmasına ilişkin davalar kapsamında ele alınıyor. 27 Ocak 2026 tarihinde açılan davada, tarafların karşılıklı dilekçelerini sunduğu ve yargılamanın ön inceleme aşamasının tamamlandığı öğrenildi. Mahkeme, dosya üzerinden yaptığı değerlendirme sonrası tarafları duruşmaya davet etti. Bugün görülecek duruşmada, uyuşmazlığın esasına girilmesi bekleniyor.
“TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ BAĞLAYICIDIR”
Sendika tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, 2025–2026 yıllarını kapsayan toplu iş sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve taraflar açısından bağlayıcı nitelik taşıdığı vurgulandı. Dilekçede, toplu iş sözleşmelerinin normatif düzenlemeler içerdiği ve işverenin bu hükümleri tek taraflı şekilde değiştiremeyeceği belirtilerek, sözleşmenin aynen uygulanmasının zorunlu olduğu ifade edildi.
ÖĞRENİM YARDIMI TARTIŞMANIN MERKEZİ
Uyuşmazlığın merkezinde yer alan 43/2-e maddesine ilişkin olarak sendika, öğrenim yardımının geçici bir ödeme değil, eğitim süreci boyunca devam eden bir sosyal hak olduğunu savundu. Dava dilekçesinde, yardımın her eğitim-öğretim yılı için tekrarlanan bir hak olduğu vurgulanarak, bu düzenlemenin tek seferlik ya da idarenin takdirine bağlı bir ödeme olarak yorumlanamayacağı ifade edildi. Sendikaya göre, öğrenim yardımı ancak sözleşmede açıkça belirtilen sınırlar çerçevesinde uygulanabilir; bunun dışında herhangi bir kısıtlama getirilmesi hukuka aykırı.
“KRİTERLERLE HAK DARALTILDI”
Sendika, İZENERJİ’nin uygulamasına gerekçe olarak gösterdiği “daha önce öğrenim yardımı alınmış olması” kriterinin toplu iş sözleşmesinde yer almadığını belirtti. Dilekçede, öğrenim yardımının sınırlandırılmasına ilişkin tek düzenlemenin yükseköğrenim süresiyle ilgili olduğu, bunun dışında herhangi bir hak kaybı doğuracak hüküm bulunmadığı ifade edildi. Buna rağmen işverenin, kendi hazırladığı uygulama tabloları üzerinden ödemeleri daraltmaya çalıştığı ve bunun açıkça sözleşmeye aykırı olduğu kaydedildi.
“AMAÇ AİLELERİN KORUNMASI”
Sendika, öğrenim yardımı düzenlemesinin işçilerin ve ailelerinin sosyal ve ekonomik korunması amacıyla getirildiğine dikkat çekti. Bu nedenle işverenin uygulamasının yalnızca bir ödeme tartışması değil, aynı zamanda sosyal hakların daraltılması anlamına geldiği vurgulandı. Uyuşmazlığın, sözleşme hükmünün uygulanıp uygulanmamasından ziyade, işverenin sözleşme dışı kriterlerle hakları sınırlandırıp sınırlandıramayacağına ilişkin olduğu ifade edildi.
EMSAL OLUŞTURABİLİR!
Sendika, mahkemeden toplu iş sözleşmesinin 43/2-e maddesinin doğru yorumlanmasını ve şu hususların tespit edilmesini talep ediyor: Öğrenim yardımının eğitim süresi boyunca devam eden bir hak olduğu, daha önce yardım alınmış olmasının bu hakkı ortadan kaldırmayacağı, işverenin iç düzenlemelerle bu hakkı daraltamayacağı, mevcut uygulamanın toplu iş sözleşmesine aykırı olduğu. Bugün görülecek duruşmada çıkacak kararın, yalnızca İZENERJİ çalışanlarını değil, toplu iş sözleşmeleri kapsamında yer alan benzer sosyal haklar açısından da emsal oluşturabileceği değerlendiriliyor.



