reklam
reklam
DOLAR43,4936% 0
EURO51,6241% 0.04
STERLIN59,6239% 0.11
FRANG56,0710% -0.36
ALTIN6.540,51% -3,66
BITCOIN77.578,03-1.141
reklam

İzmir Yaşam Alanları'ndan Sulak Alanlar Üzerine Önemli Açıklama: Kutlama Değil, Alarm Günü!

Yayınlanma Tarihi : Google News
İzmir Yaşam Alanları'ndan Sulak Alanlar Üzerine Önemli Açıklama: Kutlama Değil, Alarm Günü!
reklam

İzmir Yaşam Alanları, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü'ne dair bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, bugünün yalnızca bir kutlama günü değil, alarm günü olduğu vurgulandı.

Yanlış tarım politikaları, artan yapılaşma, madencilik faaliyetleri ve HES’ler gibi faktörlerin, kuraklık sorununu daha da derinleştirdiği belirtildi; bunun yanı sıra, hatalı su yönetiminin ve rant odaklı planların su alanlarının yok olmasına neden olduğu ifade edildi.

Açıklamanın tamamında şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye’de ve dünyada sulak alanlar için bu bir kutlama değil, alarm günüdür.

Sulak alanlar; su, toprak, iklim ve yaşamın teminatıdır.

Ancak uzun süredir uygulanan yanlış tarım politikaları, kontrolsüz yapılaşma, sanayi ve enerji projeleri, madencilik faaliyetleri, HES’ler, kuraklığı artıran su yönetimi ve rant odaklı planlama kararları nedeniyle bu alanlar hızla yok olmaktadır.

Türkiye, Ramsar Sözleşmesi’ne taraf olmasına rağmen:

• Göller kurutulmuş,

• Deltalar kirletilmiş,

• Sulak alanlar “atıl arazi” olarak görülmüştür,

• Koruma statüleri kağıt üzerinde kalmıştır.

Sulak alanların yok edilmesi yalnızca doğal bir kayıp değildir.

Bu, gıda krizi, su krizi, iklim krizi ve halk sağlığı sorunlarının artması demektir.

Küçük üreticilerin ortadan kaldırılması, şehirlerin su sıkıntısı çekmesi ve ekosistemlerin çökmesi anlamına gelir.

Bizler biliyoruz ki:

Sulak alanları korumadan iklim krizi ile mücadele edilemez.

Sulak alanları savunmadan yaşam savunulamaz.

Buradan net bir çağrı yapıyoruz:

• Sulak alanları tehdit eden tüm projeler durdurulmalıdır.

• Koruma statüleri gerçek ve bağlayıcı hale getirilmelidir.

• Su, bir meta değil, kamusal bir varlık olarak yönetilmelidir.

• Yerel halkın, bilim insanlarının ve ekoloji örgütlerinin sesine saygı gösterilmelidir.

• Kurutulan ve tahrip edilen sulak alanlar için rehabilitasyon programları acilen başlatılmalıdır.

Sulak alanlar, kalkınmanın önünde bir engel değil, yaşamın ön şartıdır.

Bugün susarsak, yarın susuz kalacağız.

Sulak alanlar, su hakkı ve yaşam için mücadeleyi artırıyoruz.”

SULAK ALANLAR NEDEN TEHLİKE ALTINDA?

Birleşmiş Milletler verilerine göre; sulak alanlar, azalma ve bozulma oranları en yüksek ekosistemler arasında yer alıyor. Küresel biyoçeşitlilik ve ekosistem işlevlerindeki mevcut olumsuz eğilimlerin, hızlı insan nüfusu artışı, sürdürülemez üretim ve tüketim ile bunlarla ilişkili teknolojik gelişmelerin yanı sıra iklim değişikliğinin olumsuz etkileri gibi faktörlere bağlı olarak sürdüğü öngörülüyor.

Sulak alanlar, ormanlardan üç kat daha hızlı yok olmaktadır ve dünyanın en tehdit altındaki ekosistemi konumunda bulunmaktadır.

Sadece son 50 yılda – 1970'ten itibaren – dünya genelindeki sulak alanların yüzde 35'i kaybolmuştur. Sulak alanların kaybına yol açan insan faaliyetleri arasında tarım ve inşaat için drenaj ve dolgu yapma, kirlilik, aşırı avlanma ve doğal kaynakların aşırı kullanımı, istilacı türler ve iklim değişikliği bulunmaktadır.

reklam

YORUM YAP