

Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kemalpaşa Belediyesi ve Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi'nin iş birliği ile yürütülen kazı çalışmaları, 8 bin 850 yıllık geçmişe sahip Ulucak Höyüğü'nde devam ediyor. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden Prof. Dr. Özlem Çevik'in liderliğinde yapılan bu yılki kazılarda, 9 santimetre boyundaki 8 bin yıllık bir tilki postlu erkek heykelcik gün yüzüne çıkarıldı.
'Ulucak'ın Tarihi 350 Yıl Daha Gerilere Gitti'
İzmir'in en eski yerleşim yerlerinden biri olan Ulucak Höyüğü hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özlem Çevik, “Burası 45 kuşak boyunca sürekli iskan edilmiş bir Neolitik yerleşim. Batı Anadolu için anahtar bir yerleşim alanı. 8 bin 500 yıl öncesine tarihlenen bu bölge, kazılar sayesinde 350 yıl daha geriye gitti. Şimdi, 8 bin 850 yıl öncesine tarihleniyor. 45 kuşak boyunca, 1150 yıl kesintisiz olarak yerleşim görmesi, hem sosyal hem ekonomik hem de beslenme açısından 1150 yıllık bir yaşam serüvenini gözler önüne seriyor” dedi.
'Göbeklitepe ile Arasında 4 Bin Yıllık Fark Var'
Bu yılki buluntulara değinen Prof. Dr. Çevik, “Genellikle kilden yapılmış heykelcikler buluyoruz ve çoğunlukla kadın figürlerine denk geliyoruz. Ancak bu sene bulduğumuz, daha önceki tek erkek figürü dışında, başka bir erkek figürü daha oldu. Bu figür, kostüm detayları itibarıyla Ulucak'taki diğer figürlerden ayrılıyor. Şanlıurfa'daki Göbeklitepe ile ortak ikonografik ögelere sahip. Göbeklitepe'deki T sütunlarda insan biçimindeki betimlemeler görebiliyoruz. Burada da giysi detaylarında, belden aşağısının tilki postu olduğu görülüyor. Bu iki yer arasında 4 bin yıllık bir zaman farkı var ve burada bulduğumuz figürde de benzeri detayları görmekteyiz” şeklinde konuştu.
'4 Bin Yıl Sonra Batı Anadolu'da Yeniden Karşımıza Çıkıyor'
Figürin ile ilgili detayları paylaşan Prof. Dr. Çevik, “Bu heykelcik kilden yapıldı ve 9 santim uzunluğunda. 8 bin yıllık figürün cinsel organına doğru bir tilki postu olduğu dikkati çekiyor. Başında törensel bir şapka tarzı kıyafet bulunmakta. Cinsel organı açıkta bırakılarak betimlenmiş. Kadın figürleri genelde çıplak olarak tasvir edilmekte; bu da kadının gücünü, kudretini simgeliyor. Erkek figürleri ise giysili olarak betimleniyor ki bu da avcılık gibi güç sembollerini öne çıkarıyor. Bu figürde Doğu Anadolu'da yapılmış tasvirlerin, 4 bin yıl sonra Batı Anadolu'da da karşımıza çıktığını görmekteyiz” ifadelerini kullandı. (DHA)