reklam
reklam
DOLAR44,0694% -0.01
EURO51,1148% -0.21
STERLIN59,0936% -0.06
FRANG56,5210% -0.37
ALTIN7.220,76% -1,11
BITCOIN68.908,022.626
reklam

İzmir’de 8 Mart’ta ortak çağrı: Kadın cinayetlerini durduracağız

Yayınlanma Tarihi : Google News
İzmir’de 8 Mart’ta ortak çağrı: Kadın cinayetlerini durduracağız
reklam

CHP İzmir Kadın Kolları ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Alsancak İskelesi önünde bir araya gelerek, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu da vardı.

Etkinlikte konuşan CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun, kadınların yaşam hakkının tehdit altında olduğunu belirterek, kadın cinayetlerine, ekonomik eşitsizliğe ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı. Kurun, şunları kaydetti:

“Bugün tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart'ı kadınların yaşam hakkının sistematik olarak tehdit edildiği, şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemde karşılıyoruz. Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi, kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar ve bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu karanlık düzen bir tesadüf değildir. Ancak bilinmelidir ki kadın düşmanı politikalara direnen, yoksulluğa ve bizi evlere hapsetmeye çalışan zihniyete karşı bizler özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten ve bu karanlığa dur demekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

“EMEĞİMİZ GÖRÜNMEZ DEĞİLDİR”

Kurun, kadınların cinsiyet ayrımcılığının yanı sıra emek sömürüsüyle de mücadele ettiğini belirterek şunları kaydetti:

“Bugün kadınlar sadece şiddetle değil, yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ediyor. Ev içi bakım hâlâ büyük ölçüde kadınların omuzunda. Çocuk, yaşlı, engelli bakımı kamusal bir sorumluluk olması gerekirken kadınların doğal görevi gibi dayatılıyor. Kadınlar hem evde ücretsiz bakım emeği veriyor hem iş hayatında eşitsizlikle karşılaşıyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz. Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz görünmez değildir. Hakkımız pazarlık konusu değildir. Bizim yolumuz bellidir. Bizim yolumuz kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden ebedî önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yoludur. Atatürk'ün 'Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir' sözü bizim siyasi pusulamızdır.”

“IŞIĞIMIZ YANIMIZDAKİNİ AYDINLATIYOR”

Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu da açıklamada söz alarak kadınlarla bir arada olmaktan mutluluğunu dile getirdi. “Mücadeleyi bırakmama” vurgusu yapan Mutlu, şunları kaydetti:

“Bir kez daha alanlardayız. Haklarımızı korumak için, sesimizi büyütmek için, eşit yurttaş olmak için, artık öldürülmemek için, savaşlara hayır demek için alanlardayız. Hiçbirimizin bir adım bile geride kalmadığı, yan yana, omuz omuza, kol kola yürümemiz gereken zamanlardan geçiyoruz. Her gün yeni bir cinayet haberiyle sarsılıyoruz ama asla mücadeleden vazgeçmiyoruz. Özgür bir ülke istiyoruz. Adaletin tecelli ettiği bir ülke istiyoruz. Eşit yurttaşı olmak istiyoruz ve kadınlar olarak sesimiz duyulsun istiyoruz. Ve bunun için bir an bile mücadeleyi bırakmadan sokaklarda, alanlarda, her an eylemlere devam edeceğiz. İyi ki buradasınız, iyi ki birlikteyiz. Gücümüzü birbirimizden alıyoruz. Her birimizin ışığı bir yanımızdakini aydınlatıyor. Birbirimizi bırakmadan, kimseyi geride bırakmadan mücadeleye devam.”

“KAZANILMIŞ HAKLAR PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ”

CHP İl Yönetim Kurulu Üyesi Vala Peker de şunları söyledi:

“Bugün burada 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde kadınların yaşam hakkını savunmak, eşitliği büyütmek ve adaleti haykırmak için bir aradayız. Bu anlamlı günde kadın mücadelesinin en güçlü bileşenlerinden biri olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile birlikte sesimizi yükseltiyoruz. 8 Mart yalnızca bir kutlama günü değil, bir mücadele günüdür. Eşit işe eşit ücret talebinin, şiddetsiz bir yaşam hakkının, özgür ve eşit yurttaşlık mücadelesinin adıdır. Ne yazık ki ülkemizde kadınlar her gün şiddetle, ayrımcılıkla ve yaşam hakkına yönelik saldırılarla karşı karşıya kalmaktadır. Kadın cinayetleri münferit değildir. Bu cinayetler cezasızlık politikalarının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve kadınları korumakta yetersiz kalan uygulamaların sonucudur. Kadınların yaşam hakkı tartışılamaz. Kadınların kazanılmış hakları pazarlık konusu yapılamaz.”

“YAŞAM HAKKI TARTIŞMAYA AÇILAMAZ”

İzmir Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcilerinden Elif Selin Erel tarafından yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi:

“Bugün burada bir kez daha bir aradayız. Sesimizi birleştirmek, birbirimizin gücünü hissetmek ve en temel hakkımızı savunmak için buradayız, yaşam hakkımız için. Yaşamak bir ayrıcalık değildir. Bir lütuf değildir. Birilerinin uygun gördüğü kadarına razı olacağımız bir hak değildir. Yaşam hakkı en temel haktır. Hiçbir koşula bağlanamaz, ertelenemez, görmezden gelinemez. Kendi hayatlarımız hakkında karar verebilmek için buradayız. Korkmadan eşit ve özgür bir yaşam kurmak için buradayız. Bu ülkede kadınlar öldürülüyor. Kadınlar şüpheli şekilde ölü bulunuyor. Kadınlar koruma kararlarına rağmen göz göre göre öldürülüyor. Her bir kadın cinayeti, her bir şüpheli ölüm geride yarım kalmış hayatlar bırakıyor. Aileler, arkadaşlar, dayanışmalar eksiliyor. Biz her birinin hesabını sormaya devam edeceğiz. Her birinin adını yaşatmaya devam edeceğiz. Hiçbir kadının hayatının unutulmasına izin vermeyeceğiz.

Geçtiğimiz 8 Mart'tan bu yana en az 293 kadın öldürüldü. 287 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Bu sayılar yalnızca istatistik değildir. Her biri bir hayat. Her biri önlenebilirdi. Kadınları koruyan yasalar etkin uygulansaydı, gerekli önlemler alınsaydı bugün aramızda olacaklardı. Kadınların yaşam hakkı tartışmaya açılacak bir konu değildir. Kadınların hayatı hiçbir politik hesaplaşmanın, hiçbir ideolojik tartışmanın konusu yapılamaz. Ama yaşam hakkımız yalnızca fiziksel şiddetten uzak yaşamak değildir. Yaşam hakkı yoksulluğa mahkûm edilmemektir. Yaşam hakkı güvencesiz koşullarda çalışmaya zorlanmamaktır. Yaşam hakkı emeğimizin değersizleştirilmemesidir.
“Savaşın gölgesinde değil, barış içinde yaşayacağız”

“GÜVENCELİ ÇALIŞMA YAŞAM HAKKIMIZDIR”

“Bugün ekonomik krizin en ağır yükünü kadınların omzuna yüklüyor. İşsizlik arttıkça ilk gözden çıkarılan biz oluyoruz. Düşük ücretli, güvencesiz işlerde en çok çalışan yine biz oluyoruz. Ev içi bakım emeği görünmez sayılıyor ve kadınların sorumluluğuymuş gibi dayatılıyor. Derinleşen yoksulluk kadınları daha da kırılgan hâle getiriyor. Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir kadının hayatı üzerinde söz sahibi olması zorlaşıyor. Bu yüzden eşit işe eşit ücret talebi yaşam hakkımızın bir parçasıdır. Güvenceli çalışma yaşam hakkımızın bir parçasıdır. Sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi yaşam hakkımızın bir parçasıdır.”

Alsancak Ortak Eylem (1)

“BARIŞ KADINLARIN YAŞAM HAKKIDIR”

“Yaşam hakkı, savaş politikalarından ilk ve en çok etkilenen olmamak, öldürülmemek demektir. Savaşın olduğu her yerde kadınların hayatı daha da zorlaşır. Yerinden edilenler, yoksullaşanlar, şiddete açık bırakılanlar yine kadınlar olur. Savaş yalnızca cephede yaşanmaz. Savaş hayatın her alanında eşitsizliği ve yoksulluğu derinleştirir. Biz barışın tarafındayız. Çünkü barış kadınların yaşam hakkıdır. Biz bugün burada yaşam hakkımız için toplanmışken hemen yanı başımızda İran'da çocuklar, kadınlar savaşın ortasında yaşama tutunmaya çalışıyor. Amerika ve İsrail eliyle yürütülen savaşta daha ilk günden yüzlerce kız çocuğu öldürüldü. Bizler savaşın, işgalin ve kadın düşmanı baskıcı rejimlerin karşısında direnen halkların yanındayız. Bir kez daha söyleyelim: İran'daki kız kardeşlerimiz asla yalnız yürümeyecek.

“EŞİT YURTTAŞLAR OLARAK VAROLMAK İSTİYORUZ”

“Yaşam hakkı doğanın ve tüm canlıların korunmasıdır. Şiddetin normalleştirildiği bir yerde yalnızca kadınlar değil, hayvanlar da korunamaz. Hayvanlara yönelik işkencenin, doğaya yönelik talanın, yaşam alanlarının yok edilmesinin de karşısındayız. Yaşamı savunmak bir bütündür. Biz yaşamın bütününü savunuyoruz. Yaşam hakkı kimliğimizle, yönelimimizle, varoluşumuzla eşit yurttaşlar olarak var olabilmektir. Bu meydanlarda gökkuşağının tüm renkleriyle varız. Biz biliyoruz ki haklarımız mücadeleyle kazanıldı. Bu ülkede kadınlar yıllardır sokaklarda, meydanlarda, adliyelerde mücadele ediyor. Kadınların örgütlü gücü pek çok hayatı değiştirdi. Kadınların dayanışması pek çok kadının hayatta kalmasını sağladı. Bir araya geldiğimizde yalnız olmadığımızı hatırlarız. Bir araya geldiğimizde korku duvarları aşılır. Bir araya geldiğimizde hayatlarımızı savunuruz. Ve bugün burada bir kez daha söylüyoruz: Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz. Korkmadan yaşayacağız. Eşit yaşayacağız. Özgür yaşayacağız. Emeğimizin karşılığını alarak yaşayacağız. Şiddetsiz bir ülkede yaşayacağız. Yoksulluğa mahkûm edilmeden yaşayacağız. Savaşın gölgesinde değil, barış içinde yaşayacağız. Nefrete rağmen değil, eşit yurttaşlar olarak yaşayacağız. Hiçbir kadını, hiçbir LGBTQ+ bireyi yalnız bırakmayacağız. Lütuf değil, yaşam hakkımız. Kadın cinayetlerini durduracağız.”

reklam

YORUM YAP