reklam
reklam
DOLAR43,6062% 0.16
EURO51,6027% 0.37
STERLIN59,4554% 0.61
FRANG56,2519% 0.53
ALTIN6.943,53% 3,13
BITCOIN69.092,09-1.091
reklam

İzmir'de Bağımlılık Sorununa Dikkat: Aileler Çocuklarını Korumak İçin İhbar Ediyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
İzmir'de Bağımlılık Sorununa Dikkat: Aileler Çocuklarını Korumak İçin İhbar Ediyor
reklam

CHP Konak İlçe Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen “Yerden Genele Eşitlik ve Demokrasi: Romanlar” panelinde, Roman vatandaşların eşit yurttaşlık, eğitim, istihdam ve barınma konularında yaşadığı zorluklar gündeme gelirken, madde bağımlılığı en çarpıcı mesele olarak öne çıktı. Panelin konuşmacıları, ailelerin çocuklarını hayatta tutabilmek uğruna cezaevini son çare olarak gördükleri bir duruma ulaşıldığını vurguladı.

“Roman Mahallelerinde Muhtarlık Yapmak OHAL’de Siyaset Yapmaya Benzer”

Panelde bir konuşma yapan Konak Belediyesi Meclis Üyesi ve Bağımlılıkla Mücadele Komisyonu Başkanı Tolga Küleş, Roman mahallelerindeki durumu “olağanüstü hâl koşulları” benzetmesiyle tarif etti. Küleş, “Roman mahallelerinde muhtarlık yapmak, OHAL’de siyaset yapmaya benzer” ifadelerini kullandı. Bağımlılıkla Mücadele Komisyonu’nun Konak Belediyesi’nde ilk kez kurulduğunu anımsatan Küleş, madde kullanım yaşının giderek düştüğüne dikkat çekti.


Küleş, bağımlılığın yalnızca Roman mahallelerine özgü bir sorun olmadığını, bu durumun tüm toplumu etkileyen yapısal bir mesele olduğunu belirtti. “Savaş dönemlerinde askerlere verilen metamfetamin, bugün mahallelerimize ulaşmış durumda” diyen Küleş, yaşanan dramı şu sözlerle açıkladı: “Anne baba, çocuğunun yastığının altına uyuşturucu koyuyor ve sonrasında gidip yetkililere ihbar ediyor. En azından hapiste yaşar diyorlar.”

Küleş, mahallelerdeki yıkımın boyutlarının ciddiyetine dikkat çekerek, evini satmak zorunda kalan kişilerin yanı sıra, sokaktaki gençlerin “sokak üniversitesinden mezun” hale geldiğini ifade etti. Uyuşturucunun Roman mahallelerinde üretilmediğini özellikle vurgulayan Küleş, “Uyuşturucuyu biz yapmıyoruz, peki bu maddeler nereden geliyor?” diye sordu. Yıllardır yetkililere seslendiklerini belirten Küleş, “Yirmi yıl geçti, artık inancımız kalmadı” dedi.

“Çocuğum İçeride Olursa Hepimiz Güvende Oluruz”

Panelde konuşan İstanbul Şişli Belediyesi Meclis Üyesi ve Sosyal Hizmetler, Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Komisyonu Başkanı Elmas Arus, yaklaşık 15 yıldır sahada çalıştığını ve eğitim, istihdam ile barınma politikalarının artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti. Bunun temel sebeplerinden birinin bağımlılık olduğunu vurgulayan Arus, bu sorunun en fazla yoksul kesimi etkilediğini ifade etti.

Romanlara sıkça “etiketleme” suçlaması yapıldığını belirten Arus, “Bu bir etiketleme meselesi değil. En zor durumda kalan kesimi tanımlıyoruz” dedi. Madde kullanım yaşının 9-10 yaşlarına kadar düştüğünü dile getiren Arus, yoksulluk zinciri ile aileden kopan çocukların hayatta kalmak için torbacılığa itildiklerini belirtti. “İlk başta kullanmaya, sonra satmaya başlıyorlar. Okul ve sosyal yaşam bitiyor, madde kalıyor” ifadelerini kullandı. Ailelerin çaresizliğini vurgulayan Arus, kış aylarında bu durumu şöyle aktardı: “Kar yağdığı dönemlerde ‘lütfen haber verin, içeri alsınlar’ diyorlar. Çünkü çocuk uyuşturucuya ulaşamıyor. ‘Ya bizi öldürecekler ya kendilerini’ diyorlar. İzmir’de her hafta en az bir genç intihar ve maddeye bağlı ölümlerle karşılaşıyoruz.”

“Çocuğum içeride olursa hepimiz güvende oluruz” diyen ailelerle karşılaştıklarını belirten Arus, Roman toplumunun yıllardır sadece “mutlu, eğlenceli” bir kimlikle tanımlanmasına karşı çıktığını ifade etti. “Çocuğunu hayatta tutmak için kendi eliyle hapse yollayan bir anne ne kadar mutlu olabilir?” diyen Arus, madde bağımlılığının yoksulluk, ayrımcılık ve şiddetle iç içe geçmiş karmaşık bir mesele olduğunu dile getirdi.

“Cezaevleri Yoksul Evlerine Dönüştü”

Panelde konuşan CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, suçun toplumsal bir olgu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Taşkın, son günlerde 19 Mart eylemleri nedeniyle tutuklu gençleri cezaevinde ziyaret ettiğini ve duyduğu gerçeklerin tabloyu gözler önüne serdiğini aktardı. Ziyaret ettiği gençlerin söylediklerini paylaşan Taşkın, “Pırıl pırıl dört genç… 14 kişilik koğuşlarda 47 kişi kalıyoruz” ifadelerini kullandı. Cezaevlerinde yatanların çoğunluğunun Roman gençlerden oluştuğunu vurgulayan Taşkın, cezaevlerinin adeta “yoksul evleri” haline dönüştüğünü belirtti.

Taşkın, “Eğer bir sistem ve devlet gençleri orada tutamıyorsa bu bir başarısızlıktır” derken, cezaevlerinde yalnızca siyasi mağdurların değil, yoksul kesimlerin de yer aldığını ifade etti. Roman toplumuna ilişkin politikaların ciddi eksiklikleri olduğuna dikkat çeken Taşkın, “Çeyrek asırdır iktidarda olan bir partinin başarısızlığıdır bu durum” dedi. Roman yurttaşlara yönelik önyargılara da değinen Taşkın, “Her partide ‘Romanlar en son kim para verirse ona oy verir’ sözü geçiyor. Bu yanlış ifadeleri ortadan kaldırmalıyız” dedi. Suçun toplumsal bir sorun olduğunu dikkate alarak, bunun siyasi bir sorumluluğu da olduğunu belirtti. Taşkın, “O insan senden başka bir yardım beklemiyordur” diye ekledi.

İktidarın Romanlara yönelik açılımlarının somut bir sonuç vermediğini söyleyen Taşkın, kalıcı çözümler için yerinde kentsel dönüşüm gibi uygulamalar gerektiğini ifade etti. İzmir'de yaşanan yatırım adaletsizliği ile Roman yurttaşların mağduriyetleri arasında bir bağ kuran Taşkın, çözümün CHP iktidarında olduğunu vurguladı. Roman yurttaşların CHP'ye daha fazla üye olmaları gerektiğini belirten Taşkın, çocuk ve kadın odaklı çalışmalara daha fazla önem verilmesi gerektiğini belirtti. “Kendi yetişmiş aktivist gençlerinizi koruyun, onlara zarar vermeyin” diyerek çağrıda bulundu.

reklam

YORUM YAP