

İzmir'de düzenlenen afet panelinde, Deprem Bilimci Dr. Ramazan Demirtaş, afet yönetimi ve fay tartışmaları üzerine önemli bilgileri paylaştı. Türkiye’nin afet yönetim anlayışını eleştirerek başlayan Demirtaş, “Yüzyıllardır sorunlarımıza geçici çözümler üretiyoruz. Afet olursa müdahale edeceğiz anlayışı hâkim. Ancak, bu sistemi köklü bir şekilde değiştirmemiz şart. Riski azaltmadığınız sürece, yapılan tüm müdahalelerin etkisi sınırlı kalacaktır” ifadelerini kullandı.
“ASRIN FELAKETİ İFADESİ SORUNU ÇÖZÜYOR MU?”
Demirtaş, 1939 Erzincan ve 17 Ağustos 1999 depremlerinden örnek vererek, “Bu depremlerde on binlerce insanımızı kaybettik. Sürekli ‘asrın felaketi’ diyoruz ama asıl sorunları tartışmıyoruz. Buradaki asıl mesele fırtınamıza odaklanmak yerine, sistemimizi sorgulamak” şeklinde konuştu.
1999 sonrası yapılan kurumsal değişiklikleri ele alan Demirtaş, köklü kurumların kapatılmasını eleştirerek, “Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve Sivil Savunma gibi köklü kurumlar kapatıldı. Yalnızca isim değişikliği yaptık, aslında risk azaltma konusunda önemli bir ilerleme kaydedemedik” dedi. “Bir bakanlığı kurmak kolaydır. Fakat işin uzmanlarını nasıl bir araya getireceksiniz? Yüzyıllık arşivleri yeniden oluşturmanın zorluğu aşikar” diye ekledi.

“DOĞRU TEHLİKE ANALİZİ YAPMAK ŞART”
Demirtaş, İzmir özelindeki deprem senaryolarına yönelik olarak “Eğer tehlikeyi yanlış tanımlarsanız, riski de buna göre yönetirsiniz. Faylar konusunda kamuoyunun bilgi eksikliği var ve bu ciddi ekonomik sonuçlar doğuruyor” değerlendirmesinde bulundu. “İzmir-Foça-Karaburun arasında büyük bir deprem bekleniyor” söylemine tepki gösteren Demirtaş, “Nedeni nedir? Hangi fay üzerindeki tehlike parametreleri nelerdir? Veri olmadan hiçbir şey söyleyemezsiniz. ‘Olursa kahraman oluruz’ düşüncesi bilimsel bir yaklaşım değil” dedi. Foça ve Karaburun çevresinde son 100 yılda meydana gelen 6 ile 7 büyüklüğündeki depremlerin aslında avantaj sağladığını belirtti ve “Bu depremler, tekrarlanma sürelerinin uzun olduğunu gösteriyor, bu yüzden bu bölgelerdeki risk az” açıklamasında bulundu.
“BATI ANADOLU'DA 7.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLMA İHTİMALİ DÜŞÜK”
Batı Anadolu’nun tektonik yapısına dikkat çeken Demirtaş, bölgedeki normal fayların genellikle 6.9’a kadar etkin olduğunu belirtti. “7 veya 7.5 büyüklüğünde bir depremin olacağı iddialarının bilimsel bir temeli yok. Tarihi ve aletsel verilere göre en fazla 6.9 büyüklüğünde depremler gözlemlenmiştir” dedi.
İzmir’de sıkça tartışılan Tuzla, Seferihisar ve Gülbahçe faylarına dair de bilgi veren Demirtaş, “Tuzla Fayı’nın 2000 yıl boyunca deprem üretmediği savı geçerli değil. Karbon-14 yaşlandırması yaptığınızda bir aralık belirtirsiniz, kesin bir tarih veremezsiniz” dedi.
“FAY VARDIĞI İÇİN YARIN DEPREM OLACAK DEMEK MANTIKLI DEĞİL”
Tuzla Fayı’nın üç parçalı yapıdığını belirten Demirtaş, “Toplam uzunluğu yaklaşık 50 kilometre olan bu parçaların tek bir depremde kırılması olası değil. Potansiyeli en fazla 6.8-6.9 büyüklüğündedir” ifadesini kullandı.
Fay uzunluğu ile deprem büyüklüğü arasındaki bağlantıyı anlatan Demirtaş, “Seferihisar Fayı yaklaşık 25 kilometre. Basit bir hesaba göre 6.8 büyüklüğünde bir deprem potansiyeli çıkıyor. Ama önemli olan zamandır. Yıllık kayma hızı çok düşük, bu fayın 6.5 büyüklüğünde bir deprem üretmesi için 1000-1500 yıl geçmesi gerekebilir” dedi. “İzmir’de 17 adet diri fay var, ama bir fayın varlığı yarın deprem olacağı anlamına gelmez. ‘Şu tarihte deprem olacak’ gibi bir veri bilimde yoktur” diye ekledi.

“PANİK VE KORKU İLE AÇIKLAMA YAPILAMAZ”
Demirtaş, bilim insanlarının kamuoyunu paniğe sevk edecek açıklamaların yapılmaması gerektiğini vurgulayarak “Bir deprem bilimci, yanlış bilgi veremez veya korku yaratmaya yönelik açıklama yapamaz. Depremler belirsizlikler içeren karmaşık olaylardır. Bilimsel veriler üzerine odaklanmalıyız, tehlikeyi abartmak ya da küçümsemek de yanlıştır” dedi.



