reklam
reklam
DOLAR43,1289% 0.19
EURO50,2400% -0.08
STERLIN57,9198% -0.15
FRANG53,8564% 0.02
ALTIN6.239,14% 0,72
BITCOIN90.397,75-0.239
reklam

İzmir'deki Su Krizi: Survivor Bayhan'ın Pirinç Pişirme Örneği!

Yayınlanma Tarihi : Google News
İzmir'deki Su Krizi: Survivor Bayhan'ın Pirinç Pişirme Örneği!
reklam

İzmir’de devam eden su krizi giderek büyüyor. Kentin su ihtiyacının büyük bir kısmının karşılandığı Tahtalı Barajı’ndaki mevcut doluluk oranı yüzde 0,47 olarak kaydedildi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, su krizine karşı çözüm yolları arama çalışmaları yürütüyor.

Kent genelinde su tasarrufu sağlamak amacıyla kademeli su kesintileri uygulanırken, yeni su kaynakları bulma çabaları da devam ediyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, yaşanan su krizini aşmak için şehrin çeşitli noktalarına sondaj kuyuları açmayı hedefliyor.

Ayrıca, yeraltı suları üzerinde devam eden tartışmalar da gündemde.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Su Kaynakları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, İzmir’de yaşanan su krizi hakkında {siteDomain}’ye dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

BÜYÜKŞEHİR’E SURVİVOR BENZETMESİ: YER ALTI SUYU KALICI OLARAK ÇEKİLİYOR

Özçelik, Büyükşehir Belediyesi’nin yeraltı sularından ve barajlardaki ölü hacimlerden su kullanımına yönelik olarak bir ‘Survivor’ örneği vererek durumu değerlendirdi. Survivor yarışmacısı Bayhan'ın 3 kilo pirinci bir günde pişirmesini bu duruma benzeten Özçelik, şu ifadeleri kullandı:

“Yeraltı sularını kalıcı olarak aşağıya çekmiş oluyoruz. Popüler bir örnek vereyim: Survivor’da Bayhan’ın tüm pirinci bir günde pişirmesine benzer bir şekilde, elimizdeki tüm suyu şehre vermeye çalışırsanız, ilerleyen günlerde tamamen susuz kalırsınız. Ölü hacim dolduruldu, yeraltı suyu kalıcı olarak çekildi… Sonrası?”

“YER ALTI SULARI GELECEĞİN SİGORTASI”

Özçelik, yeraltı sularının geleceği güvence altına aldığını vurgulayarak, “İzmir’in suyu Kasım ayında ya da daha önce tükendi, barajlardaki su düzeyleri düştüğünde belediye yeraltı sularına yöneldi. Geçmişte suyun yarısı yeraltı kaynaklarından sağlanıyordu.

Hem kuraklık hem de su tüketiminin artması nedeniyle, barajlardaki su hızla azaldı ve Kasım ayı ortalarına gelindiğinde neredeyse hiçbir barajda su kalmamıştı. Sıfıra yakın doluluk oranları, barajlarda kullanılan su miktarının oldukça az olduğuna işaret ediyor.

Tahtalı Barajı, İzmir için kritik öneme sahip. Gördes Barajı ise uzun zamandır su tutmuyor ve ölü hacimden su çekilmeye başlanmıştır. Bu iki baraj dolu olsaydı, İzmir'in ihtiyacının iki katından fazla su toplanmış olurdu. Ancak, su mevcutken etkin bir şekilde kullanmadık ve barajlardaki su bitene kadar herhangi bir önlem almadık.

Çözümler ararken, suyun nereden sağlanabileceği sorusunu sormuşlardı. Bunun en pratik yolu yeraltı suları ve barajlardaki ölü hacimlere yönelmek oldu. Ancak, bu durum çevreye ve su kaynaklarımıza kalıcı zarar verirken, kuraklık devam ederse İzmir’in su arz güvenliği risk altına girecektir.

Bayhan’ın Survivor’daki pirinç pişirme durumuna benzer bir biçimde, bu şekilde bütün suyu verirseniz, bu işlem kısa vadeli bir rahatlama sağlar. Sonrası da büyükbaş hayvanların beslenmesi için gereken yemleri arayışı ile sonuçlanır. Bu da İzmir'deki içme suyu planlama sorunlarının açık bir göstergesi.”

Yeraltı suları kalıcı olarak azalmaktadır. Manisa ovasında yeraltı suyu daha önce 10’lu rakamlarla ifade edilirken, şimdi yüzlerce metreden su çekme imkanı kalmamıştır. Bu, geleceğin güvence altına alınmasıydı. Fakat geleceğin güvence kaynağını birkaç aylık rahatlama için tüketmiş oluyorsunuz.”

“İKİ AY ÇOK KRİTİK”

Özçelik, önümüzdeki 2 ay içinde yağışların önemine dikkat çekerek, “İzmir için yıllık toplam yağışın yüzde 50’sinin Aralık, Ocak ve Şubat ayında gerçekleştiği biliniyor. Dolayısıyla, önümüzdeki iki ay kritik bir dönem. Yıllık toplamda 730 milimetre yağış düşüyor, bu miktar bazen azalıyor, bazen artıyor. Ocak ve Şubat içinde önemli bir yağış alınamazsa zor bir durumla karşı karşıya kalınacaktır. Gelecekte yağış alacağınızın garantisi yok; bu sebeple aşırı şekilde çektiğiniz su, ilerleyen dönemde sorunlar yaratabilir. Kuraklık devam ederse, Survivor’daki pirinç olayı tekrar yaşanabilir.”

“YER ALTINDA BU KADAR SU MU VAR?”

Su krizi ile ilgili görüşler sürekli değişirken, Özçelik, yeraltı sularının denetiminin devlet kontrolüne alınması gerektiğinin altını çizdi. Özçelik, şöyle devam etti:

“Yaz ortalarında, geçen yıl bu dönemlerde su kesintilerinin kaçınılmaz olacağını söylemiştik. Bir yerde kriz başladığında, bu durumu herkes hisseder. Hissettirmemek adına kişilere borç vermek, sonunda ödenemez hale gelir. İzmir’in durumunda yeraltı sularının seviyesi yüzde 54’ten yüzde 80’ler seviyesine yükselmiş durumda. Yer altı kaynakları bu kadar mı? Olmayan suyu çekerken, yeraltı suyu kuruyacaktır. Kuruduğu zaman da bunun sebebi hayvanların bu sulardan faydalanması olur. İnsanlar yıllardır bu suyu hayvanları için kullanıyor. Köylüler kendi yaşamlarını devam ettirmek için bu işleme mecburdur. Gerçek olan şu ki, yeraltı su seviyesini aşırı ve kontrolsüz bir biçimde düşürüyoruz ve planlı bir şekilde dağıtamıyoruz. Yeraltı sularının kontrollü bir şekilde kullanılması gerekiyor. Ne yazık ki, yeraltı suyu kullanımı iki katına çıkmış durumda.”

“BELEDİYELERİN YERALTI SUYU KULLANIMINI DENETİMİNİ BAKANLIK KONTROL ALTINA ALMALI”

İki önemli politika yanlışı var. Birincisi, yeraltı sularının yanlış kullanımı. Bu suların denetimi bakanlık tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmeli. İran Cumhurbaşkanı, başkenti taşımayı düşünebilir diyor.

Bu oldukça ciddi bir durum. İzmir’i nereye taşıyacaksınız? Su kaynaklarını etkili ve bilimsel bir bakış açısıyla kullanmalı, korumalı ve vatandaşın hissetmeyeceği şekilde çözümler geliştirmeliyiz.”

“GELECEK YIL DAHA DA KÖTÜ OLABİLİR”

Özçelik, su kaynakları planlamasının önemine değinerek, “Bu durum şansa bağlı değil, planlama ile başarıya ulaşır. Yeraltı sularına aşırı yüklenmek yerine diğer bölgelerde su kaynakları açılabilir; ancak aynı kuyulardan daha fazla su çekimi kabul edilemez. Ölü hacimden su çekmek, o bölgenin su teminini kesmek anlamına gelir. Barajın yanlış boyutlandırılması demektir. Gelecek su, öncelikle ölü hacmi dolduracaktır ki bu da size daha zor bir durumu beraberinde getirecektir. Yani gelecek dönemde daha da kurak kalacağınız bir süreçle karşılaşabilirsiniz.

Barajların bulunduğu havzalar 2 ay içinde yağış almazsa veya bahar mevsiminde şiddetli yağışlar toplanamazsa, İzmir’in durumu yaz aylarında çok kötü olacaktır. Şu an belki bir gün su verilip, bir gün verilmiyor; ama belki de günlerce susuz kalan günlere geçilebiliriz. Geleceği ancak tahmin edebiliyoruz; kuraklık bazı dönemlerde azalmaktadır. Bu nedenle mevcut kaynakları etkili bir şekilde kullanmalıyız. Sigortamız yeraltı suyudur.”

“ÖLÜ HACMİ KULLANMAK, HAVZADAKİ CANLI YAŞAMINI YOK ETMEK ANLAMINA GELİYOR”

Özçelik, ölü hacimlerin barajlar için can suyu olduğunu belirterek, “Barajların ölü hacimleri, o bölgeye hayat vermek amacıyla can suyu bırakmak için kritik öneme sahiptir. Bu suların kullanılması, bölgedeki canlı yaşamı ve havzadaki canlılığı yok etmek demektir. Gelecek yıl gelen su, barajı doldurmak istiyorsa önce o hacmi doldurmalıdır. Bu durum, mevcut zararları geçici olarak ertelemekten öteye gidemez; aksine gelecekteki muhtemel kuraklık etkilerini artırır. Evde sorun varsa, bunu kimse görmesin diyorsanız, sonunda açlık kaçınılmaz olur. Bu sebeple planlı ve kontrollü kesintiler yapılmalı, halk bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir.”

“ZEHİRLİ SUYU ARITIP ŞEHRE VERİYORUZ”

İzmir’deki su kalitesine de dikkat çeken Özçelik, Halkapınar Arsenik Arıtma Tesisi hakkında, “Su miktarı azaldıkça, kirlilik oranı da yükselebilecektir. Bu nedenle bu noktada dikkatli olunması gerek. Halkapınar’daki arıtma tesisinin adı Arsenik. Bu, yeraltı sularının arıtıldığı bir tesistir. Yani gelen su arsenikli demektir, yani zehirli. Bu zehirli suyu arıtarak şehre veriyoruz. Ne kadar arıtabiliyoruz? Su kalitesinde ciddi sorunlar yaşayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

reklam

YORUM YAP