reklam
reklam
DOLAR43,8377% 0.16
EURO51,7041% 0.16
STERLIN59,1832% 0.25
FRANG56,5648% 0.2
ALTIN7.183,04% 2,07
BITCOIN67.434,51-1.568
reklam

İzmirliler CHP'nin Hukuk Paneli'nde Bir Araya Geldi: Gerçekleri Bilme Hakkı

Yayınlanma Tarihi : Google News
İzmirliler CHP'nin Hukuk Paneli'nde Bir Araya Geldi: Gerçekleri Bilme Hakkı
reklam

CHP İzmir İl Başkanlığı, “Gerçekleri Bilmeye Hakkınız Var” temalı bir hukuk paneli düzenledi.

Panelin moderatörlüğünü Doç. Dr. Onur Alp Yılmaz üstlenirken, konuşmacı olarak CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın ve CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek yer aldı.

İzmir Devlet Opera ve Balesi Elhamra Sahnesi'nde gerçekleştirilen etkinliğe CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel ve çeşitli ilçe belediye başkanları da katılım gösterdi.

Panele katılanlar, CHP'nin 19 Mart tarihinden itibaren yaşadığı yargı baskısını ve bu süreçte İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Tunç Soyer gibi tutuklu partililerin hukuksuzluklarını masaya yatırdı.

“HUKUK, RÖVANŞ MEKANİZMASI DEĞİLDİR”

Açılış konuşmasını gerçekleştiren İl Başkanı Çağatay Güç, hukukun siyasi bir araç olarak kullanılmasına dikkat çekti.

Seçimle kazanılamayan belediyelerin “dosyalarla” elde edilmeye çalışıldığını belirten Güç, halkın sandıkta verdiği yetkinin yargı aracılığıyla geri alınmak istendiğini ifade etti.

Güç, “Hukuk bir rövanş mekanizması olamaz; bir partiye hizmet eden bir alet değildir. Hukuk; zayıfı, güçlüye karşı korumak içindir. Seçilmiş kişileri talimatlara karşı korumak, milletin iradesini sarayın iradesine karşı savunmaktır. Bugün karşı karşıya olduğumuz sorun da tam olarak budur. Türkiye’de hukuk devletinin yerine talimat devleti inşa edilmeye çalışılıyor.” şeklinde konuştu.

“Milletin sabrını tükettiler, ekonomiyi tükettiler ve şimdi de adaleti bitirmek istiyorlar.” diyen Güç, “Ama bu milletin feraseti var; o feraset günü geldiğinde sandıkta cevabını verecektir. Bu ülke karanlığa teslim olmayacak ve bu millet iradesine sahip çıkacaktır. Bu ülkeyi yeniden hukuk devleti haline getireceğiz, adaleti yeniden tesis edeceğiz. Çünkü biz iktidar olmak için adaleti sağlamak için yola çıktık.” ifadelerini kullandı.

“SİYASİ İNTİKAM OPERASYONU”

Gökçen, Türkiye'de yargı aracılığıyla bir korku iklimi oluşturulmaya çalışıldığını vurguladı. “Burada hedef alınan iktidarın seçimle değişebileceği düşüncesi ve bununla ilgili umut. Yani demokrasinin kendisi. Şu an yaşadığımız şey, iktidarın hiçbir zaman değişmeyeceğine dair umutsuzluğun yerleştirilmeye çalışılması” dedi.

19 Mart'ta başlayan sürecin bir idari baskı değil, siyasi bir intikam operasyonu olduğuna dikkat çeken Gökçen, tutuklu olanların aileleri için de hukuksuzlukların yaşandığını hatırlattı. Dilek İmamoğlu'nun kardeşini örnek vererek, “Hepsinin ailelerine, yakınlarına, çocuklarına bir iftira ve gizli tanık beyanıyla çökme operasyonu” dedi.

Bu durumun artık bir hukuk mücadelesi değil, bir haysiyet mücadelesi olduğunun altını çizen Gökçen, “Yapılan şey adalet tesis etmek değil, bir intikam operasyonu. Siyasi rakiplerini sandıkta yenemeyenler, yargı aracılığıyla intikam alarak tasfiye etmeye çalışıyor. Ama unuttukları bir şey var; halk bu intikam hırsını görüyor ve not ediyor.” ifadesini kullandı.

Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken Adalet Bakanı yapılmasını da eleştiren Gökçen, “Gürlek uzun bir müddet Türkiye Başsavcısı gibi hareket etti ve ödüllendirilerek Adalet Bakanı yapıldı. Burada açık bir siyasi tercih söz konusu.” dedi.

Algı çalışmaları yapıldığını belirten Gökçen, “Çok sistematik bir biçimde gerçekleştiriliyor. İlk günlerde basın devreye giriyor ve yargılanacak kişinin bilgisi olmayan konular hakkında yayınlar yapılıyor. Soruşturma dosyasının tamamına erişim sağlanamıyor. İddianame hazırlandığında, televizyonlarda konuşulan konuların hiçbirinin yer almadığı görülüyor.” şeklinde konuştu. İzmir ve İstanbul’daki yargı süreçlerinde hakim değişikliklerine de değinen Gökçen, “Hem İzmir'de hem de İstanbul'da hakim değişiklikleri üzerinden bir operasyon yürütülüyor. Bu da davaların siyasi olduğunun bir göstergesidir. Tunç Soyer ve Şenol Aslanoğlu davalarında da bu hakim değişikliklerini gözlemliyoruz. Ayrıca bir intikam ve nefret var. Mehmet Murat Açık, daha önce kanseri yenmişti. Bu hastalıklarının tekrar etmesi ve cezaevi koşullarının etkisiyle durumu daha da kötüleşti. Burada, başta tansiyon hastası olan annesinin sürekli yolculuk yaparak burada bulunması bir intikamın göstergesidir. Murat Çalık’ın Silivri’ye kalıcı nakil talebi de reddedildi. ‘İzmir’de tedavi ediliyor’ denildi; kendisi duruşma için Silivri’ye götürülecek, uzun sürecek duruşma sürecinde geçici bir koğuşta kalacak ve sonrasında yeniden İzmir’e getirilecek.” dedi.

Gökçen, “Yargıda şöyle bir düşünce olabilir mi? Şenol Aslanoğlu hemen çok fazla özgür kalmasın, önce ev hapsine alalım. Sonra yavaş yavaş tahliye ederiz.” dendi. Ardından Aslanoğlu için yeniden bir tutuklama kararı alındı. ‘Elimizde tutukluluk için bir argüman kalmadı, Tunç Soyer serbest kalacak. O zaman ikinci tutuklama kararı çıkaralım.’ denildi. Beykoz Belediye Başkanı Alaaddin Köseler'de de benzer durum gözlemlendi. Ekrem İmamoğlu hakkında da casusluk tutuklaması yapıldı; bu da aynı şekilde.” dedi.

Burada hedef alınan ise iktidarın seçimle değişebileceği düşüncesi ve buna dair umut; yani demokrasinin kendisi. Şu an yaşadığımız bu durum, iktidarın asla değişmeyeceğine dair umutsuzluğun yerleştirilmeye çalışılması.” ifadelerini kullandı.

Gökçen-2

“GÜNÜ GELİNCE HESAP SORACAĞIZ”

Paneldeki bir diğer konuşmacı İstanbul Milletvekili Gökçek, “Sistematik olarak sevdiklerinden uzaklaştırılan insanlar var. ‘28 kişi hakkında gözaltı kararı, 24’ü tutuklandı’ deniyor. Bunların hepsi insanlar ve her birinin ailesi var. Sabaha karşı polis evinize geliyor, elinizdeki telefonunuzu alıyor, yanınızdaki aile bireyinin telefonunu da alıyorlar. Bunların hepsi birer hukuksuzluk, fakat onlar bunun farkında değil; biz bunları not ediyoruz. Günü geldiğinde yazdığımız yerden hepsinin hesabını soracağız. Yaşadığımız hukuki bir süreç değil, bilerek sokağa çıkmanızı istiyoruz. Arkadaşlarımızın alnı ak.” dedi.

Foto Panel 2

“ÜYELER MAHKEMELERLE YIPRATILMAK İSTENİYOR”

CHP İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın, ne İstanbul'da ne de İzmir'de suç sayılabilecek bir durumun olmadığını dile getirdi.

Aydın, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Kooperatif soruşturması süresince 2 yıla yakın süre boyunca hiçbir şey bulamadılar; olmayan bir şeyi bulamazsınız. 1 Temmuz'da 147 arkadaşımız gözaltına alındı ve 52'si tutuklandı. Üç dava açıldı, iki tanesi asliye ceza mahkemesinde. Bu mahkemeler sanıkları tahliye ettiler fakat bir hafta sonra ağır ceza mahkemesine gönderildiler. Bu, bir sürgün durumudur. Şenol Aslanoğlu ve Tunç Soyer’in dosyasına bakan heyet adli tatildeydi ve geçici bir heyet görevlendirildi. HSK, 23’üncü Ağır Ceza'ya bir heyet daha atadı ve ikiye böldü. Biz ilk duruşmaya yeni bir mahkeme başkanıyla girdik. Sonraki duruşmalarda mahkeme, tahliye etmek yönünde oy kullandı. Bir sonraki duruşmada o hakim yoktu. Siyasi suçlamalarla CHP’lilerin önce kendi içinde sonra kamuoyuna karşı parçalanmaya çalışıldığını görmekteyiz. Üyeler, mahkemeler ve cezaevleri aracılığıyla yıpratılmak isteniyor. Buna karşı durmak için örgütlü gücümüz var ve bu örgütlü gücü harekete geçirebilme kapasitemiz bulunmaktadır.”

Öte Murat Panel

Ayrıca panelde, tutuklu bulunan önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in bir mektubu da okundu.

reklam

YORUM YAP