

TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 16 Ocak 2026 tarihli meclis gündeminde yer alan ve halk arasında “Basmane Çukuru” olarak bilinen bölgeye yönelik olarak TMSF ile yapılması planlanan niyet protokolü kararına karşı çıktı. ŞOP'un yaptığı basın açıklamasında, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi tarafları arasında niyet protokolü oluşturulması yönündeki önergenin belediye meclisinde oybirliğiyle onaylandığı ifade edildi. Açıklamada, kamu mülklerinin satışa sunulamayacağı ve pazarlık konusu edilemeyeceği hatırlatıldı. “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını ve Belediye Meclisi’ni bir kez daha kamu mülklerini satışa konu edenden, bu tutumunu değiştirmeye davet ediyoruz” denildi.
Açıklamanın “Feragat ettiğiniz bu kentin geleceğidir. Basmane arazisinden elinizi çekin” başlığı altında yer alan detayları şu şekilde sıralandı:
“OY BİRLİĞİ İLE KABUL EDİLDİ”
“İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin resmi web sitesinde yayınlanan 16.01.2026 tarihli meclis gündeminde, kamuoyunda ‘Basmane Çukuru’ olarak anılan Konak İlçesi, İsmet Kaptan Mahallesi, 1039 ada 8 parsele dair önerge; (“İzmir Büyükşehir Belediyesi, TMSF ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi tarafları arasında niyet protokolü yapılmasına dair”). Bu önerge, TMSF ile yapılan çok sayıda toplantının ardından ve ortak görüş sağlanarak, Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir.
“KAMUYA AİT OLANDAN FERAGAT ETMEK…”
Bu karar; mülkiyet durumu ve hukuki statüsü oldukça tartışmalı olan ve uzun zamandır İzmir kamuoyunun gündeminde yer alan bir bölgenin geleceğini doğrudan etkileyecek niteliktedir. Protokol yapılırken İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Basmane arazisindeki hisselerinin tamamına sahip olma durumu göz önünde bulundurulduğunda, TMSF ile bir protokol yapılmasının kamuya ait olan bir varlıktan “feragat” etme anlamına geldiği belirtiliyor.
“KAMU YARARI GÖZETİLDİ Mİ?”
Bahsi geçen protokol ile Basmane arazisi pazarlık konusu olmaktadır!
Protokol altında imzası olan yetkililere sorulması gereken sorular şunlardır:
• Alanın yeniden bedelsiz olarak kamu mülkiyetine geçmesine dair hukuki süreç kamunun lehine ilerlerken, TMSF ile hangi gerekçelerle protokol yapılmaktadır?
• Devam eden yargı süreçleri ve kamunun açık mülkiyet hakkının varlığı ortadayken, bu protokol ile hangi kamu yararı gözetilmektedir?
• Bu protokol, kamu için ileride telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açmayacak mıdır?
• Yoksa yürütülen yargı sürecinden vaz mı geçilmiştir?
• Kamuoyundan gizli yürütülen bu görüşmeler, nasıl bir şeffaf ve katılımcı belediyecilik anlayışının sonucudur?
“SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMELİ”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Belediye Meclisine çağrımız açıktır: Kamuya ait olandan “feragat” edilemez! Basmane arazisinin geleceği, kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıklarla değil; planlama ilkeleri, hukukun üstünlüğü ve kamu yararı temelinde değerlendirilmelidir. 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planına uygun 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı onaylanmadan yapılan ihale ve sonrasındaki tapu devri derhal iptal edilmelidir. Bu süreç ile ilgili detaylı bir soruşturma süreci başlatılmalı, hukuka aykırı belgelerde sorumluluğu olanlar belirlenmelidir. Aksi halde, İzmir Büyükşehir Belediyesi, kendi mülkiyetindeki bir kamusal alanı görmezden gelerek, geçmişteki hukuksuzlukların üstünü örtüp, yeni bir kent suçunun ve büyük bir kamu zararının oluşmasına zemin hazırlamış olacaktır.
“PAZARLIK KONUSU EDİLEMEZ”
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi olarak 15 Ocak 2026 tarihinde yaptığımız basın açıklamasında da kamu mülklerinin satılık olmadığını, pazarlık konusu edilemeyeceğini ve kamuya devredilemeyeceğini belirtmiştik! İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını ve Belediye Meclisini, kamu mülklerini satışa konu eden ve kamuya ait olandan feragat eden bu tutumlarını değiştirmeye davet ediyoruz.
“BEDELSİZ OLARAK KAMUYA GEÇMELİ”
İzmir halkını “çukur”dan kurtaracak tek yol, alanın bedelsiz olarak yeniden kamu mülkiyetine geçmesi ve kamu hizmetleri için kullanılmasıdır. Kentin yoğun yapılaşmış yapısı içinde bu büyüklükte ve konumda başka bir kamusal alan bulunmamaktadır. Bu nedenle, alanın kentliye doğrudan hizmet eden kamusal işlevlerle değerlendirilmesi zorunludur! Aksi takdirde atılacak her adım, İzmir’in kamusal varlıklarını geri dönülemez biçimde kaybetmesine neden olacaktır. Bu durum ise kent merkezinde kamusal alan eksikliğini daha da artıracaktır. Tüm İzmir halkını ve ilgili kurumları; Basmane arazisi başta olmak üzere, kentimizin geleceği olan tüm kamusal alanları birlikte savunmaya çağırıyoruz. Basmane arazisi kamuya, İzmir`e ve İzmirlilere aittir!”



