

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik başlatılan soruşturma çerçevesinde, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya'nın tutuklu yargılandığı davanın dördüncü duruşması gerçekleştirildi. Duruşmada savcı mütalaasını sunarken, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya'nın tutukluluk hallerinin devam etmesi gerektiğini belirtti. Bu gelişmenin ardından Tunç Soyer savunmasına başladı.
Soyer'in savunması ise şu şekilde oldu:
“Hakikat Unutulmaz, Ne Çekilen Eziyetlerin Acısı Ne de Bunları Çektirenlerin Zalimi Yok Edilemez”
“Sayın Başkan, Sayın Heyet, hayatta haksızlığa uğrayan tek kişi ben değilim elbette. Çevremizde geçmişte pek çok örnek var. 2000 yıl önce Sokrates’e haksızlık edilerek suçu olmadığını bilmelerine rağmen idam ettiler. Sokrates, ölümüne doğru yürürken eşine; 'Üzülme, ya haklı olsalardı' demiş. Ben ve ailem, sevdiklerimle birlikte suçsuz olduğumu bilmenin gücüyle ayakta duruyoruz. Çünkü hakikat; kaya gibi, dağ gibi ayakta kalır. Ne olursa olsun, hakikatin heybetine bir şey eksilmeyecek. Suçsuz olduğum gerçeği; yıllar geçse de, raporlar ve bilirkişilerle çürütülemeyecek. Hakikat unutulmaz; çekilen eziyetlerin acısı ve zalimlik asla silinip yok edilemez. Sokrates ve yargıçlarının hatırası 2000 yıl sonra, bu salonda tekrar anımsanıyor.
“Ben Özgürlüğümün ve Onurumun Peşinde Koşarken, Siz Vicdanınıza Sahip Çıkmak İstiyorsunuz”
Sayın Başkan, Sayın Heyet, hayat bazen bize rastlantılarla birçok sınavla yüzleşmeyi getiriyor. 6 ay önce burada bir araya geldik; belki de hayat başka koşullarda karşılaşmamızı istemişti. Bu rastlantının her iki tarafa yüklediği sorumluluklar olacak. Ben çektiğim acıların mağduriyetini yaşarken, siz de hukuka uygun karar verme sorumluluğunu omuzlarınızda taşıyacaksınız. Ben özgürlüğümün ve onurumun peşinde koşarken, siz vicdanınıza sahip çıkmaya çalışıyorsunuz. Her sınavın sonuçları hayatımızda kalıcı izler bırakır, unutulmaz.
“Vicdanın Kaybolması Toplumu Bitirir”
Sayın Başkan, Sayın Heyet, ne ben Sokrates’im ne de siz onun savcıları, yargıçları. Ancak bu hikayenin içinde evrensel bir ders bulunmakta ve hepimize düşen bir pay var. Hakikat er ya da geç adaletle buluşur. Sokrates ve yargıçları, hakikatin adaletle buluşacağını gösteriyor. Devletlerin çöküş nedenlerinden biri, üst yapısı olan ahlak ve vicdanda yaşanan çürümedir. Devleti soyanların cezasız kalması ve toplumların bunu seyretmesi ahlaki çöküntüyü hızlandırır. Vicdani çöküntü, toplumsal çürümenin en belirgin yeridir. Adaleti sağlamakla görevli yargı temsilcilerinin vicdansızlığı, sadece mağdurun acı çekmesine yol açmaz; toplumda adalete olan güveni sarsar. Vicdanın kaybolması toplumu çürütür. Vicdanlarını kaybetmeye başlayan bazı yargı temsilcilerinin, mağdurlardan gözlerini kaçırması iyi bir işarettir; çünkü utanma duygusu hala kaybolmamıştır. Ancak eğer bunu fark edip bir çare bulmazlarsa, toplumsal hayata verecekleri zararın yanı sıra, ileride çocuklarının gözlerinin içine bakmakta güçlük çekecekleri çok acı bir son onları bekliyor. Allah herkesi böyle bir sondan korusun.
“Tek Kuruş İzmir’in Hakkını Kimseye Yedirmedim”
Son olarak şunu ifade etmek isterim. Ben 5 yıl boyunca 110 milyar lira üzerinde bir bütçe yönettim. İzmir’e 1 milyar euro, yani yaklaşık 48 milyar lira finansman sağladım. Tek kuruş İzmir’in hakkını kimseye yedirmedim. Emeğimin bu kadar karşılığında, adımın iftiralarla ve suçlamalarla lekenmeye çalışılmasını kabul etmiyorum. Dilerim ki, hakkın ve hakkaniyetin yanında durursunuz. Çekilen bu zulmü ortadan kaldırır, vicdanı hakikat ve adaletle buluşturmak için beklemek zorunda kalmazsınız. Dilerim, dünyayı herkes için cennete çevirmek isteyen birine daha fazla cehennemi yaşatmazsınız.”



