

Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ’ye ait iki taşınmaz olan Konak ve Karşıyaka iskelelerine yönelik imar planı değişiklikleri, Cumhurbaşkanı kararıyla onaylandı ve 3 Nisan 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandı.
İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı ise konuya ilişkin basın açıklaması yayımladı.
“Cumhurbaşkanı Kararları ile İskelelerimiz Ticari Birer Meta Haline Getirilmek İstenmektedir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada “İzmir halkının günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası ve kent belleğinin en güçlü simgeleri olan Konak ve Karşıyaka İskeleleri, “imar planı değişikliği” adı altında özelleştirme sürecinin dişlileri arasına itilmiştir” denildi.
Özelleştirmeye tepki gösteren İYİ Parti İl Başkanlığı, “Bizler, İzmir’in tarihine, kültürüne ve kamusal alanlarına sahip çıkan kurumlar ve yurttaşlar olarak açıkça ilan ediyoruz: İzmir halkının malı olan bu iskelelerin ranta kurban edilmeleri asla kabul edilemez. Konak ve Karşıyaka iskeleleri sadece bir ulaşım noktası değildir
İskelelerimiz, İzmir’in belleğidir, yaşamıdır, kimliğidir” ifadelerini kullandı.
‘İMAR DEĞİŞİKLİĞİ’ SADECE ÖZELLEŞTİRMEYİ KILIFIDIR
İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı’nın basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın hazırladığı ve dün onaylanan plan değişiklikleri, bu alanları korumayı değil, potansiyel alıcılar için “ticari olarak daha cazip” hale getirmeyi hedeflemektedir. İskele binalarımızın kaç kat olacağı veya emsal değerlerinin ne olacağı tartışması, asıl niyetin üzerini örtemez. Bu kararlarla İzmir halkının malı olan yolcu iskelelerimiz yarın birer mini AVM’ye, bir butik otele veya sadece parası olanın girebileceği lüks mekanlara dönüştürülme riskine sokulmuştur.
KAMUSAL ALANLARIMIZ PARAYLA SATILAMAZ
Konak ve Karşıyaka İskeleleri sadece birer taşınmaz değildir; onlar İzmir halkının körfezle buluşma noktası, kent belleğinin bekçisi ve kamusal alanın ta kendisidir. Bu alanların mülkiyetinin ve yönetiminin özel sektöre devredilmesi, İzmir halkının kendi kıyılarına erişim hakkının ipotek altına alınmasıdır. “Özelleştirme” adı altında kamusal alanların ticarileştirilmesi, kamu yararı ilkesine taban tabana zıttır.
Ayrıca bu iskelelerin asli görevi ulaşım hizmetidir. Ancak ticari yoğunluk arttıkça:
Yolcu kapasitesi düşebilir
İşleyiş zorlaşabilir
Deniz ulaşımı geri plana itilebilir
Yani İzmirlinin günlük hayatını kolaylaştıran bir sistem, zorlaştıran bir yapıya dönüşebilir. Her gün on binlerce İzmirlinin kullandığı deniz ulaşımının maliyeti bu özelleştirme ile artma riski taşımaktadır:
İZMİR’İN İRADESİ YOK SAYILMIŞTIR
Kentin tam kalbindeki bu iki alan için alınan kararlar, Ankara’da masa başında, kent yerel yönetimlerinin görüşü alınmadan ve biz İzmirlilere danışılmadan verilmiştir. Kentin sembolleri üzerinden rant devşirme girişimleri, İzmir halkının iradesini yok saymaktır.
İzmir sadece binalardan ibaret bir şehir değildir; bir ruhu, bir hafızası, bir estetik anlayışı vardır.
Konak ve Karşıyaka iskeleleri, kentin siluetini tamamlayan, geçmiş ile bugün arasında köprü kuran simge yapılardır. Bu alanlarda yapılacak her plansız ve rant odaklı müdahale; yalnızca fiziksel bir değişim yaratmaz, aynı zamanda İzmir’in kent estetiğine, toplumsal hafızasına ve tarihi dokusuna geri dönülmez zararlar verir. O nedenle söz konusu yapıların depreme karşı dayanıklılığı arttırılırken orijinaline sadık kalınarak ve kent estetiğine zarar vermeksizin güçlendirme yapı olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki bir şehri şehir yapan, sadece yolları ve binaları değil; o şehrin biriktirdiği hatıralar, kimliği ve ortak yaşam kültürüdür.
Biz İYİ Parti olarak buradan çok net konuşuyoruz:
İzmir’in kıyıları rant projelerine teslim edilemez!
İzmir’in kamusal alanları pazarlık konusu yapılamaz!
Bu süreç derhal şeffaf hale getirilmelidir.
İzmir halkı bu kararların merkezine alınmalıdır.
Buradan hem iktidara hem yerel yönetime çağrımızdır:
İzmir üzerinden kavga etmeyi bırakın!
Bu şehre karşı sorumluluğunuzu yerine getirin!
Çünkü İzmir sahipsiz değildir!
Ve unutulmasın:
İzmir’in kıyıları, İzmir halkınındır!”



