

İzmir İnisiyatifi Derneği, Konak Elhamra Sahnesi’nde düzenlenen Köy Enstitülerinin 86. yıl dönümü anma programında hem üç yıllık toplumsal çalışmalarını hem de geleceğe dönük en önemli adımı olan “İz Düşüm Projesi”ni kamuoyuyla paylaştı. APİKAM’ın hazırladığı “Bir Cumhuriyet İmecesi: Köy Enstitüleri” sergisi ve fuaye alanındaki canlı heykel performansıyla başlayan programda, “Teneffüs” adlı tiyatro oyunu sahnelenirken “Son Enstitüler” belgeseli de izleyiciyle buluştu.
Etkinlikte, İz Düşüm Projesi’nin Köy Enstitülerinin üretim, imece ve uygulamalı eğitim anlayışını günümüz koşullarına uyarlayan, çocukları üretimle buluşturan ve yerel kalkınmayı destekleyen bütüncül bir model olduğu vurgulandı.
İzmir İnisiyatifi Derneği Başkanı Mehtap Aydoğan, Köy Enstitüleri’nin 86. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, İz Düşüm Projesi’nin yalnızca bir eğitim girişimi değil; bu toprakların köklü aydınlanma mirasını geleceğin ihtiyaçlarıyla buluşturan güçlü bir kalkınma hamlesi olduğunu vurguladı. Aydoğan, Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un öncülüğünde hayat bulan imece ruhunu yeniden canlandırmayı hedeflediklerini belirterek, bilimi, sanatı ve üretimi merkeze alan bu modelle İzmir’den başlayacak bir dönüşüm ekosistemi kurduklarını ifade etti. Projenin, çocukların öğrenmeyi üretime dönüştürdüğü, gençlerin istihdama katıldığı ve yerel kalkınmanın kolektif bir bilinçle yeniden inşa edildiği bir gelecek vizyonu sunduğunu dile getiren Aydoğan, İzdüşüm’ün geçmişin ışığını bugünün imkânlarıyla yarına taşıyan bir umut hareketi olduğunu söyledi.

İzmir İnisiyatifi Derneği, 30 ilçede örgütlenmesini sürdürerek; kentsel adaletten eğitime, kadın, çocuk ve hayvan haklarından afet çalışmalarına uzanan geniş bir alanda, turizm, ekosistem, inovasyon, kooperatifçilik ve yerel kalkınma odaklı projelerle inisiyatif almaya devam ediyor.
İZDÜŞÜM PROJESİ: MEKANSAL VİZYON VE PEDOGOJİK VİZYON
İzmir İnisiyatifi tarafından projeye kazandırılan köy okulunun, Cumhuriyet’in üretim odaklı hafızasını fiziksel bir mekânda canlandıracak bir “Modern Enstitü Yerleşkesi”’ne dönüştürülmesi planlanmaktadır. Bu merkez bünyesinde; çocukların teorik bilgiyi pratik beceriyle mühürleyeceği zanaat atölyeleri, ekosistemi dokunarak öğrenecekleri tarımsal uygulama alanları ve dijital çağa entegre olacakları teknoloji laboratuvarları kurulacaktır.
Bu mekânda verilecek dersler ve yürütülecek faaliyetler; yalnızca teknik bilgi aktarımı değil, çocukların kişisel gelişimlerini ve felsefi derinliklerini besleyecek bir pedagojiyle kurgulanmaktadır. Planlanan bu eğitim modeliyle:
AİDİYET VE KÖKLEŞME
Çocukların kendi topraklarına yabancılaşmasını önlemek adına, yerel değerlerle harmanlanmış bir müfredat uygulanacaktır. Bu sayede çocuk, “yaşadığı yere değer katan birey” olma bilinciyle yüksek bir aidiyet hissi geliştirecektir.
FELSEFİ SORGULAMA VE ÖZGÜVEN
“Deneyimleyerek öğrenme” metodu sayesinde çocuklar, bir sorunu kendi elleriyle çözmenin verdiği entelektüel tatmini yaşayacak; bu durum onların çocuk gelişim süreçlerinde “yaratıcı özgüven” ve “eleştirel düşünme” yetilerini perçinleyecektir.
BÜTÜNCÜL GELİŞİM
Sanat, bilim ve tarımın iç içe geçtiği bu modelde; çocuğun sadece zihinsel değil, bedensel ve ruhsal olarak da doğayla bütünleşmesi, kolektif çalışma disiplini (imece) içinde toplumsal bir karakter kazanması hedeflenmektedir.
İzmir’in 30 ilçesine yayılması hedeflenen bu hamle, bilimin ve sanatın pratikle buluştuğu, çocuğun kendini bir özne olarak konumlandırdığı sarsılmaz bir “müspet gelecek kalesi” olarak inşa edilecektir.



